Berlin’in göğünün altında

İstanbul gibi engebeli bir şehirde büyüyen herkes gibi ben de düz şehirlerde farklı hissediyorum. Düz bir şehirdeyken, gökyüzü yere daha yakın geliyor. Her yer gökyüzüyle kaplı. Berlin de böyle bir şehir. Tıpkı Paris, Amsterdam, Eskişehir, Ankara, Prag, Budapeşte, Barselona gibi… Bu şehirleri kuşbakışı izlemek, bir lunaparka dönme dolaptan bakmak gibi. Büyük şamatayı görür ve izlersiniz,…

read more →

Lütfen Çimlere Basınız

Öğrencilik yıllarımda Anadolu’dan gelen bir arkadaşım, parklarda gördüğü “lütfen çimlere basmayınız” uyarısına çok şaşırdığından bahsetmişti. Çünkü çimler uzaktan seyretmek için değil, üzerine basmak içindir Metropolde doğup büyümüş her insan gibi ben de bu şaşkınlığa şaşırıp, öğretilmiş yasakları sorgulamadan nasıl da kabullendiğimizi bir defa daha düşünmeye başlamıştım. Beton ve camdan inşa edilen şehirlerde bir yudum çimen…

read more →

Taxicabs of New York City

Her şehrin simgeleri vardır. New York’un ise pek çok simgesi var. Bunlardan biri, geniş caddelerini sarıya boyayan taksileri. Amerika Birleşik Devletleri’nde “Taxicap” olarak anılan bu araçlar,  1960′lardaki sosyal huzursuzlukların yoğunlaştığı dönemde, New York’ta mecburiyetten ortaya çıktı. Mecburiyetin sebebi, suç oranındaki artışa paralel olarak, şehirde yaşayan insanların ulaşımda bazı güvenlik sorunları yaşaması oldu. Taksilerin ayırt edilmesi…

read more →

Bisiklet Kardeşliği

En çevreci ulaşım aracı olan bisikletin yaygınlaşması için son yıllarda “bisiklet paylaşım sistemi” (Bicycle sharing system) adında bir sistem işletiliyor. Şehir bisikleti de (City bike) yaygın olarak kullanılan bir isim. Dünyanın pek çok büyük şehrinde (200′den fazla uygulama olduğu tahmin ediliyor) başarıyla uygulanan bu sistem, genellikle belediyelerle özel sektör kuruluşları tarafından ortaklaşa kuruluyor. Sisteme üye…

read more →

Avluya Açılan Pencere

Şehirlerin iç içe geçmiş, kayboldukça ve uzun vakit geçirdikçe ancak görebileceğiniz mekanları ve detayları bulunuyor. Bence en güzel mekanlar, turist gözüyle değil, kaybolur gibi dolaşırken tesadüf ediyor. Küçük Avrupa şehirlerine gidenlerin en büyük yakınması genellikle gezilecek, oturulacak az yer olmasından. Merkezdeki mutlaka görülmesi gereken yapıları, meydanları ve mekanları gördükten sonra “Eee, bu kadar mı?” diye…

read more →

Konuşmamız Lazım

Bazı sorular veya sözler, peşinden gelecek cümlelerle ilgili her zamankinden çok şey anlatır. Durumlara, karakterlere hatta cinsiyetlere mal olmuş sözler de var. Benim en sevdiklerimden biri “konuşmamız lazım”. Bakmayın seviyorum dediğime, her erkek gibi ben de bu sözden müthiş korkuyorum. Ardından oldukça tekinsiz, korkulması gereken konular açılacaktır. Şimdiye kadarki yaşam deneyimim ve yakın çevremdeki insanların…

read more →

Bira Bahçesinde Öğleden Sonra Birası

Bira dendiğinde ilk akla gelen ülke şüphesiz Almanya. Çoğu insan, dünyada birayı en yoğun tüketen milletin Almanlar olduğunu sanıyor. Fakat istatistikler farklı söylüyor. Dünyada kişi başına bira tüketiminin en yüksek olduğu ülke Çek Cumhuriyeti. İkinci sırada İrlanda var. Almanya ise üçüncülüğe talim ediyor. Aslında bu önyargının çok önemli dayanakları var. Birincisi, Almanlar bira kültürüne çok…

read more →

Odanızın Penceresi Neye Açılıyor?

Odanızın penceresi neye açılıyor? Bir bahçe, bir sokak, bir park veya bir sundurma? Bir başka pencereye açılıyor olmasın? Belki de bir mezarlık. Yoksa derin bir uçuruma mı? Söylesenize, neye açılıyor odanızın penceresi? Neye açılıyor gözleriniz, gözleriniz? Zürih’te ilk gecem. Hava soğuk fakat çok kuru, yağışsız bir ayaz var. Yabancı bir şehirde yabancı bir otel odasında uykuya…

read more →

Manzaradan Parçalar

Denizin rengi gökyüzünden geliyor. Güneş açtığında, bulutların rengiyle süslenen denizi seyretmek, diğer zamanlarda olduğundan daha büyük bir zevk veriyor. Los Angeles’ta, Santa Monico yakınlarında bu fotoğrafı çekerken, insanların denizi seyredişlerini seyrediyordum. Uzun çite yaslanmış ve oturmuş insanlar kendi alemlerinde. Kasım 2009 – Los Angeles/ABD Kamera: Canon EOS 500D   F durağı: f/10  ISO hızı: ISO-100 Poz süresi:…

read more →

Haydarpaşa Bahtı Kara

Ülkemiz ne yazıktır ki mimari konusunda son 100 yılını yan gelip yatarak geçirmiş. Görülmeye değer eserlerin çoğu, Cumhuriyet öncesi dönemden kalma. İstanbul’da örnek gösterilebilecek bina sayısı iki elin parmaklarını geçmiyor. Haydarpaşa Garı, bunlardan biri. Görkemli ve ruhu olan bir yapı. 1906′da inşa edildikten sonra iki yangın ve bir gemi kazası atlattı. Geçen seneki yangın, çatısını…

read more →
Toplam 8 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345678