Entries from ''

Tramvay Bileti

Tramvayı olan şehirleri seviyorum. Lizbon, Prag, San Francisco, Hannover, Zagrep, Amsterdam ilk aklıma gelenler. Beyoğlu’ndaki nostaljik tramvay da, üzerine saçma sapan reklam tabelaları asılana kadar benim için öyleydi. Tarihi bir dokuyu, bir nostaljiyi yerle bir etmek için yapmanız gereken tek şey, üzerine bir reklam eklemek. Tramvay durakları da tıpkı tramvayların içi gibi. Genellikle sakin ve…

read more →

Ufuk Çizgisi

Çizgiler genellikle böler, ayırır, parçalar, engeller, sınır koyar, çerçeveleyip hapseder. Araya bir çizgi koymanın vakti geldi dersiniz. O çizgi aşılamaz. Çizginin gerisinde durur adımlarınız. Bir ülkeye giriş yaparken pasaport kontrol noktasındaki kırmızı çizginin gerisinde beklemek gibidir. Ufuk çizgisi en iyi niyetli olandır. O, gökyüzüyle yeryüzünü ayırır. Görüldüğünde huzur verir. Ey denizlerin, karaların, gökyüzünün nişanı, atlasların…

read more →

Eyfel’e Eteğinin Altından Bakmak

Bir çocuğun, bir kadının eteğinin altından gizlice bakması gibi, Eyfel’in hemen dibinde durup onu seyretmek. Her açıdan farklı bir görkem! Bir sokaktan dönüp tüm ihtişamıyla karşımda belirdiği o anı unutmam mümkün değil. Yaklaştıkça heyecanım artmış, bir mabede doğru yol aldığım hissini uyandırmıştı. Fransızların en büyük başarılarından biri, belki de “bir demir yığını” olarak nitelendirilebilecek bu…

read more →

Çakmaklara Gaz Doldurulur

Sokak satıcılarının nesli tükeniyor farkında mısınız? Eskiden sokakta çok daha fazla sokak satıcısı görürdük. Direnenler var elbet. Mantar gibi çoğalan simit restoranlarına rağmen sokak simitçileri direniyor. Kestane, mısır, poğaça, tatlı, tavuklu pilav ve daha pek çok şey… Kimliklere PVC kaplayanlar çok ilginç mesela. Sürekli dönen o bant kaydı nasıl oluyor da bu satıcıların akıllarını oynatmalarına…

read more →

Bir Şehre Son Defa Bakmak

Berlin’de, Tegel Havaalanı’nın yolcu giriş kapısında, saatler sabahın körünü gösterirken, oracıkta dikilmiş günün ilk sigarasını içen bir adam -yani bendeniz-, fotoğrafta gördüğünüz  manzarayı seyretmekle meşguldür.  ”Bir insanın havaalanına bisikletle gelmesinin sebebi ne olabilir” sorusunu sorarken, gökyüzündeki ışık oyunun tadını çıkarır. Manzara muhteşem. Öyleyse bunu belgelemek gerekir. Bu kareyi çekmekle sadece bir görüntüyü değil, koskoca bir…

read more →

Sabah Treni

Yolculuğa sabah çıkmayı, şehir uyanmadan yollara düşmeyi, günün ilk ışıklarında uçağın, trenin, otobüsün, vapurun kalkış saatini beklemeyi seviyorum. Ayılmak için herhangi bir kafeden veya büfeden, seçici olma lüksüne girmeden alınmış kahvenin tadı her zamankinden farklı gelecektir. Çoğunlukla sabahın kör ayazında kendimi yollara attığım için, o saatte garların, havaalanlarının ve iskelelerin farkını görebiliyorum. Hiç yapmadıysanız tavsiye…

read more →

Çayeli’nden Öteye

En çok göç veren bölgelerimizden biri Karadeniz. Bilhassa Doğu Karadeniz illerinden büyük bir göç yaşandı son 20 yılda. 10 senedir gidip geliyorum oralara. Ben bile fark ettim o günlerden bu günlere yaşanan değişimi. Şehir merkezinde ev alıp sadece bayramlarda ve yaz aylarında köylerine giden bölge insanı, gençlerin iş ve eğitim sebebiyle büyük şehirlere geçmesiyle yalnız…

read more →

Karşı Kıyı

Denizlerin karaları böldüğünü sanırız fakat durum hiç de öyle değildir. Sadece bazı denizler -İstanbul’daki gibi- karaların arasında durup karşı kıyıya bakma lüksünü bizlere sunar. Bir adaya bakmak değil ama! İçinden deniz geçen şehirler daima benzersiz bir ayrıcalıkla diğerlerinin önüne geçiyor. O denizlerin üzerinden geçen köprüler, o köprülerin altından geçen sular. İçinden deniz geçen şehirlerde hayat…

read more →

Bir Bira Hikâyesi: Heineken

Genç bir girişimci olan Gerard Adriaan Heineken, annesinden borç aldığı parayla eski bir bira fabrikasını satın alarak Heineken’i kurduğunda takvimler 1864′ü gösteriyordu. Aradan geçen zaman içinde şirketi dünya çapında büyüdü, atlatılan ekonomik buhranlar ve savaşlar sonrasında bugünkü halini aldı. Dünyanın 70 ülkesinde faaliyet gösteren Heineken’e ait 125 marka bulunuyor. 54.000 çalışana sahip olması da bir…

read more →

Akşama Doğru

Günün farklı evrelerinde, içinde bulunduğumuz mekan da, şehir de farklı renklere ve kişiliklere bürünüyor. Gökyüzü her yerde aynı mı? O da değişiyor. Binalar, duvarlar, yollar, meydanlar, kediler, sokak lambaları, kaldırımlar, masalar, saksılar, pencereler… Her şey bu değişim için el birliği yapıyor. Bizler de hem bir parçası, hem de tanığıyız. Güneşin doğmadan hemen önce ve battıktan…

read more →
Toplam 2 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12