Kategori: HAYAT

Anneler, babalar ve büyük çocuklar

Dedem öldüğünde hepimiz çok üzülmüştük fakat annemin yaşadığı üzüntüyü çocuk aklımla bile çok derinden hissetmiştim. Aradan haftalar geçmişti ama hâlâ anneme sarılmaya çekiniyordum. Çünkü ne zaman ona sarılsam beni göğsüne bastırıp hıçkıra hıçkıra, bir çocuk gibi ağlıyordu. Çocuktu, babasını kaybetmişti. Galiba anne-babasını yitirmek, insanın içine ilk düşen korku. Annesinin bedenini terk ettiğinde başlayan ve hiç bitmeyen ...

İçindeki hayvan

Ansızın içinden bir parçanın kopup gittiğini hissettiğinde, bil ki dünyanın herhangi bir yerinde bir benzerin o an ölmüştür. Uzakta, yakında, yanıbaşında belki ama kimse bilmez, anlamaz, anlatmaz.  – Eksik kalmış bir vedalaşmanın burukluğunu bırakır geriye. Hani çok geç bulmuş da, doyamamış, kıymetini bilememişsin gibi. Yakıtı bitince kendi içine çöken bir yıldız gibi. İçindeki karanlığı biraz ...

Cenaze nedeniyle kapalıyız

Görmüşsünüzdür; bir dükkanın kapalı kapısında veya vitrin camında “cenaze nedeniyle kapalıyız” yazısını pek çok defa. Sizin de içiniz ürperir mi bu notu görünce? Ben merak ederim. Dükkanın sahibi miydi, çalışanı mıydı, yakını mıydı, nasıl bir ölümdü, ani miydi yoksa bekleniyor muydu, genç miydi yoksa vadesi artık dolmuş muydu, çok acı çekti mi, çok acı bıraktı mı, giderken ...

Gizli İntihar Teşkilatı

İstatistiklere göre dünyada her 40 saniyede bir başarılı intihar vakası gerçekleşiyor. İstatistikler, resmi neticeyi döker önümüze bol haneli, ondalıklı hesaplarla. Fakat hayat hiç öyle değil. İstatistiklerin anlattığı söylenen gerçekliklerin büyük kısmı sanılandan çok daha ince hesaplar içeriyor. Resmi kayıtlara geçmiş intihar vakaları; bu vakaların cinsiyete, yaşa, eğitim durumuna, ikamet edilen şehre, tahmin edilen sebebe, kullanılan yönteme ve daha pek ...

Bir köyde gökyüzü olmak

Şair İlhan Berk’e bir röportajda “ne olmak istediğini” sormuşlar; “Bir köyde gökyüzü olmak isterim” demiş. Yaşadığımız koca koca hayatlar, gökle uzayla yanyana konduğunda kum tanesi kadar küçük kalıyor değil mi? Hepimizin gökyüzünde bir yeri var yaşarken de, sonrasında da. Yüzümüzü yukarı çevirdiğimizde gökyüzünün bize ait parçası beliriyor. O gökyüzünde bazen güneşli mavilikler, göçmen kuşlar, uçurtmalar ...

Başınızı omzuna koyar gibi

En iyi arkadaşlarınız acınızı, üzüntünüzü, kederinizi paylaşır. En zor zamanlarınızda, yalnızlığınızı giderirler. Fakat bilirsiniz -veya bilmiyorsanız da yaşayarak öğrenirsiniz- ki acı bölüşülünce azalmaz, hatta yayılarak çoğalır. Sizin kederiniz, mutsuzluğunuz en yakınınızdakinin üzerine sıçrar, artık onun da gözlerine geçmiştir, bir süredir gözlerinizi örten bulutlar. Bu yüzden sizi sadece dinleyecek, acınıza ortak olacak, bu acıyı ve kederi kendi içinde hissedecek ...

Ayağı kırılmış bir at

Ayağı kırılan atları vurup öldürürler. Bazı aşklar tam da öyle biter. Bilirsiniz artık yürümeyecektir. Gözünüzü kapatıp ateşlersiniz silahınızı. Elinize kan bulaşır. Evet, yürümeyecekti dersiniz. İçiniz ferahlasın istersiniz bir an önce. Ama kolay değildir, gözlerinizin içine bakan bir atı öldürmek. Elinize kan bulaşmıştır artık. Öyle kolayca sıyrılamazsınız bu işten, unutamazsınız, gözleri gözlerinizden gitmez. Rüyalarınıza sokulur terli gecelerinizde. ...

Birlikte söylediğimiz şarkılar

Şiirler, şarkılar, filmler her geçen yıl biraz daha fazla incitir bizi. Hayat mutlulukları ne kadar çok tattırsa da, en çok acılarımızı taşırız koynumuzda. Acılarını insan daha özenli saklıyor, tuhaf bir değeri oluyor bu acıların. Çok şey öğrettiğinden mi yoksa unutmaya kıyamadığımız kadar değerli hatıraları yüklendiğinden mi bilinmez; aldığımız yaraları, hiç iyileşmemesini ve izlerinin silinmemesini isteyecek ...

Kimseye yaranamadım

Hayatım boyunca iyi bir insan olarak kalmaya çalıştım. Çok insanı mutlu ettim. Çok insanın hayatında önemli katkılarım oldu. Benden haberi olmayan, kimselere söylemeden iyilik yaptığım insanlar oldu. İyi bir insan olarak kalmak istedim sadece. İşimde de, özel hayatımda da başarmak için hileye hurdaya başvurmadım; her sabah aynaya bakarken yüzümde o “iyi insan olarak kalmanın gururu” ...

Ölüm bizim evimizdir

Bazı mezarlıklar, geceleri karanlık değildir. O mezarlıkların gece ziyaretçileri vardır. Ellerinde fenerler, mumlar, meşaleler, şarap şişeleri. Kadehlerle aydınlatırlar mezarlığı. Arkasına ağlamalar gizlenmiş gülüşlerle… Hayatın gelip geçiciliğine karşı umursamaz durmaya çalışırken bile aslında onun oyununa geliriz ya; işte bunu anlamak insanda bir çaresizlik girdabı doğuruyor. Genetiğimize, DNA’larımıza işlemiş binlerce yıllık korkular, kaygılar, iç sıkıntıları en çok da ...

Mutluluk hastalığı

Edip Cansever’in olağanüstü şiiri Ben Ruhi Bey Nasılım, “Niye ölmemeli öyleyse / Yaşamak mutlu bir devinimse.” dizeleriyle bitiyor, korodan önceki son bölümde.  Hayattaki pek çok duyguda olduğu gibi, mutluluk da alabildiğine göreceli, insandan insana, kültürden kültüre değişiyor. Nedir mesela sizi mutlu eden veya eksikliğiyle mutsuzlaştığınız şeyler? Eşyadan bahsedecek olursak; ev, otomobil, yazlık, tekne, bir Fender Stratocaster gitar ...

Suret-i endâm

Patrick Süskind’in müthiş romanı Das Parfum, koku duyusu olağanüstü seviyede olan Jean-Baptiste Grenouille adlı yarı deli bir adamın sıra dışı hikâyesini anlatıyor. Metrelerce mesafeden herhangi bir şeyin kokusunu tüm ayrıntılarıyla alabilen Grenouille’in en büyük sorunu, kendi kokusunu alamaması. Ömrü boyunca kendi kokusunu arar kahramanımız; genç kızların bedenlerindeki kokuyu çalma derdine düştüğünde de. Hayatın bir yansıması bir bakıma ...

Ben hayatta en çok oğlumu özlerim

Özlemenin türleri var. Hiç yokken, durduk yere aklınıza gelen özlemeler olasıdır, ziyaret eder ve giderler. Kimini de ihtiyaç duyduğunuz zamanlarda özlersiniz. O sırada yanında olmak, kollarına ve gözlerine sığınmak istersiniz. Fakat öyle özlemeler vardır ki; hep aklınızda, hep gözlerinizde, daima teninizde yaşar. Tüm bedeninizde ve ruhunuzda hissedersiniz bu sonsuz hasreti. Hiç bitmeyen, şiddeti hiç azalmayan ...

Biri olmalı

Biri olmalı. Yaslanmak, sarılmak, dokunmak, tutunmak, elini tutmak, okşamak, dur gitme demek, gidiyorum demek, gitmemek, gidememek için. Biri olmalı. Yalnızlık, bir insanın tek başına altından kalkamayacağı kadar ağır bir şeydir. Kalktınız diyelim, üstesinden geldiniz tebrikler. Peki ne kaldı sonrasına? Sizden ne kaldı geriye? Hayatta paylaşamadığınız hiçbir şeyin anlamı yoktur. İyi veya kötü, hiçbir şey… Tek başınıza yapacağınız hiçbir hesap, size sonuç olarak 1’den fazlasını ...

Bir kadın bir erkekten ne ister sorusuna birkaç küçük yanıt

Özgür ruhlu erkekleri sever kadınlar. Belki de serseri karakterlere vurulmalarının bir sebebi de o yabanilikleri, o evcilleştirilemez olmalarıdır. En munis, en sakin, en huzur seven kadının bile kalbinin bir köşesinde o serseriye ait bir yer vardır. Sonradan kazanılamayan, karaktere doğuştan ilişmiş, genetiğe kodlanmış bir özelliğin kadınlar için böylesine müstesna bir anlam taşıması erkekler açısından bir ...

Boş ev

Bir evden taşınırken, eşyaları çıkardıktan sonra bomboş odalara son bir defa baktığınız o an, orada yaşananlar gözünüzün önünden geçip gider. Tek kişilik bir tören, son defa kapıyı çekip çıkmak, yeni duvarlara asılan yeni takvimler… Bir evi eşyaların değil de, duvarların var ediyor olduğunu işte o an anlarsınız. Çünkü o ana kadar “evim” dediğiniz o yer, ...

Hayat hep çalışmadığımız yerden soruyor

İngiltere’nin güney doğusunda, Brighton şehrinin La Manche mahallesindeki iskelede kuşlar günbatımında topluca bir ayine başlıyor. Deniz ve gökyüzü durgun, uykuya çekilmek üzere. İnsanlar evlerinde. Dışarıda sadece kuşlar var. Ve onları fotoğraflayan bir yabancı. Böyle bir görüntü bazı yerler için sürpriz değildir. Bilirsiniz ki o kuşlar tam da bu saatlerde çıkagelecektir. Şayet bölgenin yabancısı iseniz bu ...

Ah kimsenin vakti yok durup ince şeyleri anlamaya

Başlıktaki söz, Gülten Akın’ın bir şiirinin ilk dizesi. “İlkyaz” adında çok güzel bir şiir. Kabul, herkesten ince şeyleri anlamasını beklemek hata olur. Hepimiz zaman zaman kendimizi bu durumda bulabiliriz. Farkında olmadan, bunu anlamayacak kadar başka şeylerle meşgulken her şey olup biter. Hayat, bizim durup baktığımızda gördüklerimizden ibaret aslında. Farkına varamadıklarımızdan, göremediklerimizden, duyamadıklarımızdan haberimiz yok. Başkalarının ...

Zaman en büyük tutsaklığımızdır

En son ne zaman kendiniz oldunuz? Sadece kendiniz ama! Birinin sevgilisi, çocuğu, karısı-kocası, annesi-babası, kardeşi, arkadaşı, çalışanı değil. Sadece kendiniz olduğunuz zamanları düşünün. Hayat size bu fırsatı tanıyor mu? Elleriniz cepte bir sokakta yürüme süresi, deniz kıyısında oturup bir geminin geçip gidişini seyretme süresi, bir kedinin uyanışını seyretme süresi de olur bakın. Mutluluk küçük anlarda ...

Ruhumuzun coğrafyası

Tek sözü, tek davranışıyla bir insanı yargılamak, yaftalamak, onun hakkında genel bir intiba oluşturmak ne büyük hata. İnsanı tanımak öyle kolay bir şey mi? Kıta gibi insanlar var. Yıllarca tanısanız farklı coğrafyalarını keşfedersiniz. Her bir sözünün, her bir davranışının arkasında dağlar, ovalar, göller bulursunuz. Sokaklarında ve caddelerinde kaybolmak için onun aleminde kısa bir tur atmanız ...

Geleceğimizi kürtajla almaya çalışıyorlar

Bugün kürtajın cinayet olduğunu söyleyenler, düne kadar binlerce kadın cinayetine ve şiddete seyirci kalmakla yetindi. Bu ülkede kadınların yerdeki kanı henüz kurumadan, onların yaraları iyileşmeden ülkenin başbakanı sırf yapay gündem oluşturmak uğruna bir kez daha vatandaşını hedef alıyor. “Kürtaj cinayettir” sözünün arkasında bir takım yasakların hazırlıkları yatıyor besbelli. Nabzı yokluyorlar her zamanki gibi. Kürtajın doğruluğunu ...

Bazı aşklar geldikleri gibi giderler

Bazı şeyleri zaman birimleriyle ölçmeyecek kadar hayatı tanımaya başladığımızda, ruhumuzda bıraktığı tortuların farkına varıyoruz. Güzel bir film izlemek, bir roman okumak, ruhumuza bir şarkının değmesi, bir şiirin mermi gibi sıyırıp geçmesi. Nasıl geçip gittiği değil de, nasıl başladığı ve ömrümüze nasıl gün gün yayıldığı daha mühim hâle geliyor. O ilk tatlar, ilk dokunuşlar, ilk heyecanlar, ...

Bir ömre kaç yalnızlık sığar?

Ben hiç yalnız kalmadım. Veya şöyle söyleyeyim, ben hep yalnızdım. Nasıl baktığımıza, yalnızlıktan ne anladığımıza göre değişiyor cevap. Korkunç bir şeydir kimileri için. Pek çok insan için ise hayat yalnızlıktan ibarettir. Sadece misafirler olur; gelirler ve giderler. Bir kahve içimi, biraz sohbet, şunlar bunlar. Sonra yine kendinle baş başa. Kimseler bilmez, görmez, kendi kalabalıklarıyla meşgulken ...

Hayat yaşayabildiğin kadardır

Öldükten sonra, “ne hayattı be!” diyebileceğimiz bir hayat yaşamak lazım. Dolu, hızlı, fişşek gibi. Kolay mı böyle bir hayat yaşamak? Hiç değil. Ellerimizi kirletmeden yapamayız bunu. Ve kolay olsaydı herkes yapardı. Çok zor da değil aslına bakarsanız. Sadece zahmet istiyor. Peki ne zaman, hangi arada yaşayacağız tüm bunları? Ne gelir elimizden, bir ömrü tüketmek üzereyken bu ...

Tedavülden kalkmış hayaller albümü

Hayatta başarmak istediğimiz şeyleri ne sebeple yapmak istediğimizi, bunun gerekliliğini, eski bir kararın günlük hayatımızda hükmünün kalıp kalmadığını anlamak için boşluktaki yansımamıza bakmamız gerekiyor belki de. Çocukluk veya gençlik çağlarımızda bir şekilde kafamızda yer etmiş misyonların geçerliliğini yitirip yitirmediğinden emin miyiz? Üstelik tüm bunları yapmak için zamanımız giderek azalırken… Sen; tam olarak ne yapmak istiyorsun? ...

Fil sezgisi

Yaşlı filler, kendi ölümlerini sezdikleri anda yola çıkarlar. Fil mezarlığına gider ve orada sonsuz uykularına yatarlar. İnsan dışında, ölümü hayattan ayırabilen yegane canlıdır fil. Fil mezarlığına sadece öleceğini sezen yaşlı filler gitmez. Genç ve sağlıklı filler, senede bir defa fil mezarlığını ziyaret eder. Ölülerinin kemiklerini hortumlarıyla okşarlar. Bu bir ayin, bir saygı duruşu. Doğuştan kırışıktır ...

Sarılma mesafesi

Mesafelerin en kötü yanı ne biliyor musunuz? Ona sarılamamak, ona uzanamamak. İnsan sevdikleriyle her zaman sarılma mesafesinde olmalı. Birbirini uzun süre görmemiş iki dostun sarılışına tanık oldunuz mu hiç? Veya sizin uzun yıllardan sonra ilk karşılaşınca sımsıkı sarıldığınız arkadaşlarınız var mı? O dostluğun değerini gösterir işte sarılmadaki içtenlik. En güzel çocuklar sarılır ama bak. O ...

Gece, hece, pencere

Her pencerenin başka bir hikayesi var. Başkalarının gecesi, başkalarının ışıklarıyla pencerelerden taşıyor. İnsanlar sırlarını en çok gece karanlığında açık eder. Bilirler ki gece her şeyi affeder. Bu yüzden şairin dediği gibi, “bazı sözler karanlıkta söylenir, bazı sözler hiçbir zaman”.

Özlemek ve unutmak

Sevdiği birinin yüzünü, sesini, yürüyüşünü, duruşunu, kokusunu, bakışlarını unutmaya başlamak kadar insana acı veren az şey vardır. Özledikçe, hafızandan silinmeye başlar izleri bir bir. Önce yürüyüşünü unutursun. Sonra duruşunu. Ardından bakışlarını. Derken yüzünü, o güzel yüzünü… Yüzünün içindeki bin bir yüzü. Gülümseyen, bakan, hüzünden alabora olan yüzünü unutursun. Kokusunu unuttuğunu çok sonra fark edersin. Acı ...

Konuşmamız Lazım

Bazı sorular veya sözler, peşinden gelecek cümlelerle ilgili her zamankinden çok şey anlatır. Durumlara, karakterlere hatta cinsiyetlere mal olmuş sözler de var. Benim en sevdiklerimden biri “konuşmamız lazım”. Bakmayın seviyorum dediğime, her erkek gibi ben de bu sözden müthiş korkuyorum. Ardından oldukça tekinsiz, korkulması gereken konular açılacaktır. Şimdiye kadarki yaşam deneyimim ve yakın çevremdeki insanların ...