Kategori: HİKÂYE

Rüstem ile Dilasa

Acı çektirdiğiniz birinden size acımasını beklemeyin.  Bir seyyah, dağlar ve çöller aşarak uzaklardan haber getiren ulak Rüstem’in yolu bu defa uzundu. Birkaç defa atını ölümün üzerine sürmek zorunda kaldı. Yolda geçirdiği son gece kendisi gibi bir yolcuyla karşılaştı. Rüstem ekmeğini bölüştü yaşlı adamla. Ayrı yollara doğru düşmek üzere vedalaştılar. Doğduğu şehre ölmeye gitmek üzere yollara ...

Karanlık oda

Çoğunlukla karşılaşmalar ve geniş arkadaş buluşmalarında bir araya gelirdik. Murat’la, Beşiktaş’ta bir kafede karşılaştığımda yanımda en yakın arkadaşlarımdan biri vardı. Masasının yanından geçtiğimiz sırada sesimizden tanıyıp seslendi. Bir arkadaşını bekliyordu, seve seve kabul edip ona eşlik etmek üzere masasındaki iki boş sandalyeye oturduk. Mezun olup avukatlık için büyük bir adım daha atmasına az bir zaman kalmıştı ...

Deniz kabukları

Çoğunlukla iyi bir dert ortağı, iyi bir dinleyici oldum. Bu sebepten omzumda çok arkadaşım ağladı. Hayata ve ilişkilere dair öğrendiklerimde büyük payı var her birinin. Yanınızda biri acı çekerken, hayata karşı daha sağlam duruyorsunuz. Çünkü onun size yaslanmaya ihtiyacı var. Onlardan biri, beni 5 yıl arayla iki defa arayıp aynı ses tonuyla “orada mısın?” dedi. ...

Kraków

2004’ten beri üzerinde çalıştığım ve bir türlü bitiremediğim romanımdan kısa bir bölüm. Bazı hatıralar, hayatımızda önemi olmayan bir şehri, atlaslarımızın başkenti haline getirir. Oraya giden trenler, uçaklar ve yorgun otobüsler için bilet yok. O şehir size yasak. O şehrin caddelerine, parklarına, sokaklarına, kedilerine, mezarlıklarına, kafelerine, restoranlarına, delilerine, sinemalarına, sokak satıcılarına yasaklısınız. Onu ilk ziyaret edişimdi. ...

Mutsuz bir kahvaltı hazırlığı

Büyük ihtimalle tek lokma bile yiyemeyecek. Sofraya koyacak. Öylece kalakalacak. Neden bu kadar direniyor ki kendisini bırakmamak için? Mutsuz, yorgun, şaşkın. Hayal kırıklığının taze kırıkları batıyor her adımında, orasına burasına. Gece birliktelerdi. Sabah kesin olarak bitti ve gitti. Umursamadığını ona veya başkasına değil, kendisine kanıtlamak için mutfağa girdi ve kahvaltı hazırlamaya koyuldu. En sevdiği türden ...

Aynanın karşısında

Banyolarda zaman mevhumu yitirilir. Aynalar kara delik gibi yutar ışığı ve zamanı. Aynalardan kimse kaçamaz. Şüphesiz, aynalar zaman konusunda acımasızdır. Yüzünüze tokat gibi vurur geçmişteki yüzlerinizi. Eskimiş bir yüz, sadace sahibine görünür. Yine aynalara sığınırız. Bize biraz değişmemiz için izin verir. Göz yumar gençleşmemize. Her ne olursa olsun, aynalar arkadaştır. Yoksa siz hiç, bir aynanın ...

Zamanın lekeleri

Zaman çok iyi bir oyuncudur. Tuzaklar kurar, komplolar düzenler,  türlü oyunlarıyla sınar. Zamana karşı gelemeyiz. Sadece onun kollarına bırakırız kendimizi. Bir denizin suları çekildiğinde kalanlar, zamanın bıraktıklarına benzer. Bazen lekeler bırakır. Lekeler, geçmişten miras yaralarımızdır. İşin tuhaflığı burada devreye girer: Zamanın açtığı yaraların ilacı, yine zamandır.

Babaanne evi: Bir rüyanın anatomisi

Amsterdam’da, kadim dostum Ufuk’un evindeyim. Evdeki lambalar kapalı. Dışarıdan gelen kısık akşamüstü ışığı, yarı örtülü perdelerin arasından sızarak içeri buyuruyor. Eski bir koltukta oturuyorum. Küçük sehpanın üstünde ne zaman oraya konduğunu bilmediğim bir fincan kahve var. Dumanı tütüyor. Ufuk’a, “Eee nerede enstrümanların?” diye soruyorum. Gel diyor. Odalardan birinin kapısını açıyor. Kapı gıcırdıyor. Bu oda salondan ...