Gizli İntihar Teşkilatı

HAYAT

İstatistiklere göre dünyada her 40 saniyede bir başarılı intihar vakası gerçekleşiyor.

İstatistikler, resmi neticeyi döker önümüze bol haneli, ondalıklı hesaplarla. Fakat hayat hiç öyle değil.

İstatistiklerin anlattığı söylenen gerçekliklerin büyük kısmı sanılandan çok daha ince hesaplar içeriyor.

Resmi kayıtlara geçmiş intihar vakaları; bu vakaların cinsiyete, yaşa, eğitim durumuna, ikamet edilen şehre, tahmin edilen sebebe, kullanılan yönteme ve daha pek çok kırılıma göre gruplandırılıyor.

Hiçbir istatistik, resmiyeti olmayan intiharlardan bahsetmez, doğal veya farklı sebeplere bağlanır.

Bile isteye ölüme dört nala gitmenin pek çok yöntemi var.

Bunların bir kısmı sadece ani ve hızlı biçimde netice verir ve sizi intihar etmiş kişi olarak istatistiğin koynuna bırakır.

Fakat pek çok, hatta öyle pek çok ki; resmi rakamları birkaç defa cebinden çıkaracak kadar çok sayıda insan, gizliden gizliye bu yolu seçerek uzun uzun tadını çıkararak hayatına son verir.

Geçmişi insanlık tarihi kadar eski bu teşkilatın sırlarının pek azını açığa çıkarabilirim, fazlasına yetkim yok.

Fakat size bunu söylemeliyim. Uzağınızda veya en yakınınızda bu gizli teşkilata üye olanlar var.

Arkasında cool bir intihar notu bırakıp giden kahramanlardan daha sabırlı, dirayetli, profesyonel intiharcılardan bahsediyorum. Her yerde kol geziyorlar.

Unuyu eleyip eleğini asmış bilgeliği aramayın, bulamazsınız. Doğuştan bahşedilmiştir.

Birkaç yıl önce yakın bir arkadaşımla meyhanede inceden demlenirken, hemen önümdeki masada oturanlardan orta yaşlı bir adam sandalyesinden yere düştü. O düşüş anını tüm detaylarıyla gördüm. İçim acıdı. Bunun sebebi düşüp bir yerlerini incitmesi değildi. Bu sebepten, onlar gittikten sonra yan masadaki grubun bu durumla dalga geçip eğlenmesine içerlemiş, dilim döndüğünce anlatmıştım. Ne kadarını anlatabildim veya ne kadarını anladılar hiç bilmiyorum çünkü ben ziyadesiyle sarhoştum ve onlar aşırı aptaldı. Adamın kendini yere bırakışını gördüm. Sarhoşluktan dengeni kaybetmek veya sızmak gibi bir şey değildi bu. Konuşuyordu bir inilti gibi, sonra durdu, sandalyesinden kendini yere bıraktı. Elbette ki başarısız bir intihar girişimiydi. Belki sonrasında bunu başarmıştır bilmiyorum.

Bir başkasını boşverin, kendinizden bile gizleyerek hayatınıza son vermeye çalıştığınız dönemleri hatırlayın. Evet düşünme, konuşma, davranma!

Yazının bu satırlarını okuduğunuza göre hayattasınız. Hayatta olmak bence her an kutlanılabilecek muhteşem bir şey. Kadehlerinizi birleştirdiğinizde adayacak şey bulamazsanız bunu söyleyin. Hayatta olmaya!

Hayata tutunmak için bazen çelimsiz bir dal yeterli olabiliyor. Her insan derdi kadar ağırdır. Hep kendinden midir bu dertler? Değil elbet.

Gülüşünüzü solduran, soluğunuzu kıstıran, kalbinizin her iki atışından birini çalan.

Eve girince montunuzu yere bırakmak kadar hafif. Herkesin unuttuğu, unuttuğunuzu sandığı, görmediği bir yara gibi, içinizden içinizden büyür durur.

Belki de hiç yok, azalarak bitti. Hayatı, bir gün ondan ayrılacağını bilerek sevmek tuhaf; başka hiçbir şeyi böyle sevmiyoruz. Yüzümüze yağmur damlaları düştüğünde, bir çocuk doğduğunda, kalbimiz daha hızlı çarptığında biraz daha fazla seviyoruz, o kadar.

Gizli İntihar Teşkilatı’nda işler böyle yürüyor. Mum yakıp üstünde yemek yapmak gibi. Yavaş, sakin ve güzel. Tıpkı yaşıyor olmanın ta kendisi gibi.


Erdal Kaplanseren

Erdal Kaplanseren

Bu blog'da, ben Erdal Kaplanseren'in hayatına konuk olacaksınız. Belki de ben sizin hayatınıza misafir olacağım, bunu henüz bilmiyoruz. Bunun için yapmanız gereken, solda akmakta olan yazılara tıklayıp açmak ve diğerleri için kategorileri veya en alttaki sayfa numaralarını tıklayarak hayata, insanlara, ilişkilere, izlediklerime, dinlediklerime, okuduklarıma dair düşüncelerime dalmak. Hepsi bu kadar. İyi eğlenceler... Daha fazla bilgi Hakkımda sayfasında. 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir