Kategori: HATIRA

İlk göz muayenesi, kaydırak, Melek abla ve kitapları

Çocukluğumdan beri gözlüklüyüm. Gözlerimdeki kusur, günlük yaşamımı güçleştirecek denli vahim olmasa da, gözlüksüz yapamıyorum. Bir defasında lens denedim ama akşam ve sabah ritüellerinin asla bana göre olmadığına kanaat getirip dört gözlü dünyama geri döndüm birkaç gün içinde. Çoğu insanın aksine, ben gözlüklü olmayı hep sevdim. Dalga geçilmesine hiç aldırmadım. Bazı eşyalar insanın bir parçası oluyor, ...

Gurbete kaçacağım, o lacivert ülkeye

“Gurbete kaçacağım,  o lacivert ülkeye” diye başlıyor şarkı. Çocukluğumun kasetlerinden biri olan Akdeniz Akdeniz’deki tüm diğer şarkılar gibi, Gurbete Kaçacağım da ben büyüdükçe çalıp durdu yanımda. Haytalık yıllarımda tanıdığım -bir akraba mı desem, aile dostu mu desem, arkadaşım mı desem- biri sebebiyle bu şarkının benim için bambaşka bir anlamı var. Henüz seksenlerin sonları olsa gerek. ...

İç acıların toplamı

O evde, Hamburg’un uzak ve pis bir mahallesinde, badanası kabarmış ve sıvası derin çatlaklarla dökülmüş işgal evinde tamamen yabancısı olduğum insanlarla yaşıyorum. Kaç gün, kaç hafta… Neden ve nereden geldiğimi, ne kadar kalacağımı soran kimse yok. İşleyişe tamamen uymam hiç sorun olmuyor. Çünkü bir işleyiş yok. Evin içi ne kadar soluk ve griyse, dışı o ...

Yeşil çimende söylenen şarkı

1997’de üst komşum, arkadaşım, meslektaşım Uğur Uluocak sayesinde tanıdım Tom Waits’i. 6 CD’sini vermişti bana. Kaydedip geri götürdüğümde, “sende kalmasını istiyorum” demişti. Aradan 6 yıl geçti, Uğur’u Kazakistan’da bir tırmanışta kaybettik. Ben o sırada Rusya’daydım. Kara haber geldiğinde inanamadım. Gitmeden bir hafta önce buluşmuştuk. Darmadağın oldum. Uğur’u yazacağım uzun uzun, sanırım henüz hazır değilim. Uğur’u ...

Karton bardak

Birkaç sene önce, bir arkadaşımla Starbucks’ta buluşmak üzere sözleşmiştik. Türlü aksilikler yüzünden yolda kaldım. Telefon hattını kapatmıştı, haber veremezdim, orada o saatte olmalıydım ama gidemiyordum. Uçağa yetişmek zorundaydı, beni daha fazla bekleyemedi. Mekana vardığımda, dışarıdaki boş bir masada, üzerinde onun ismi yazılı karton bardağı gördüm. Bardağın üzerinde, kurşun kalemle çizilmiş bir kalp ve bir uçak ...

Kolları Bağlı Hüzün

Bir tek duruş, bir tek susuş pek çok şey anlatabilir. Beden dili dedikleri şey, konuşmakla değil de okumakla ilgili olsa gerek. En iyi okuyucular da, en iyi seyredenler oluyor. Basit, olağan, ilginç görünmeyen bir detayı seyrederken, o sırada diğer insanların görmediği bir parıltıyı görüyorum bazı zamanlar. Nadiren de olsa bu anın fotoğrafını çekebiliyorum. Bu tamamen ...

Sonbahardan Çizgiler

Mevsim geçişlerinin giderek azaldığından, sonbahar ve ilkbaharı giderek görememekten dem vuruyor pek çok insan. Nasıl olduğunu anlamadan birden kışa girmek, uzun bir kıştan sonra havaların bir anda ısınması şikayet konularının başında yer alıyor. Küresel iklim değişikliğinin yansımaları olduğu aşikar. Fakat bu yakınmalarla ilgili benim aklıma gelen bir ihtimal daha var. İnsanların şehir hayatının koşturmacası içinde, ...

Bazı Yazlar Uzaktan Geçer

İki gün önce, Amsterdam’da bir otobüsün camına yaslanmış giderken, cadde üstündeki kafede elinde fincanla duran kızı gördüm. Sol eliyle kahve fincanını tutuyor, sağ elini yüzüne destek yapmış, boşlukta bir şeye gülümsüyordu. “Bekliyorsun ama gelmeyecek. Üstelik sana bu kafede bir randevu vermedi. Bir umutla gittin. Geliş saatini bekler gibi bekliyorsun. Biliyorsun, yaz sonbahara dönerken bu kafede ...

Herkes Farklı Bekler

Bu fotoğrafı geçen hafta Paris’te, Gare du Nord’un hemen karşısındaki bir kafede otururken çektim. Görüntülemek için herhangi bir çaba sarf etmem gerekmedi. Çünkü kare öylece duruyordu karşımda. Yarı boyunda bir valizle bekleyen durgun bir kadın… Öylesine güzel bekliyordu ki, bu bekleyişi seyrettim dakikalarca. Sonra kahvemden son yudumları aldım, sigaramı söndürdüm ve kalkıp gara doğru yürüdüm. ...

Futbolcu kartları, tanrının eli, Meksika dalgası

Çocukluğumda hatırladığım en güzel detaylardan biri de, futbola olan düşkünlüğümle ilgili. Futbolcu kartlarını biriktirir, diğer çocuklarla oynar, koleksiyonlar yapar, defterlere yapıştırırdım. Çocukluğumun malvarlığıydı oyuncu kartları. O dönemde, yani 80’lerin ortalarından, 90’ların başlarına kadar geçen zamanda duygular da şimdikinden farklıydı. İhtiyar amcalar gibi konuştum biliyorum.  Fakat çok doluyum, bırakın konuşayım. Futbol kulüplerine, turnuvalara ve futbolculara duyulan ...

Hey Tamburi Efendi

Uzandım koltuğa. Ellerimi başımın altında kavuşturdum. Şimdi fark ettim, avizenin üç lambasından sadece birinin yandığını. Diğer ikisi ne zaman bozuldu kim bilir. Uzandım koltuğa. Bugün doğum günüm. Her yıl bugün kendime “artık çocuk olmadığımı” söylüyorum, sonra yine unutuyorum. Uzandım koltuğa. Yan odada Bob Dylan çalıyor. Mr. Tambourine Man’i söylüyor. Bu şarkı, bir doğum günü hediyesi. Teşekkürler Bob, ...

Bir kitabı yeniden yazmak

Az önce, geçen hafta bir sahaftan sipariş ettiğim Edip Cansever kitabı geldi. Mümkün olduğunca eski basımları sahaflardan topluyorum. Cansever’in pek çok kitabının ilk basımlarını edindim. Fotoğrafta gördüğünüz kitap, toplu şiirlerden Yerçekimli Karanfil’in giriş sayfası. Fotoğrafta gördüğünüz notla karşılaştığımda yüzümde kocaman bir gülümseme belirdi. Hemen sonrasında, mutluluk yerini derin bir hüzne bıraktı. Gördüğünüz sayfanın öncesinde, Buket’in ...

Babadan harçlık almak

Yaş ilerledikçe, insandaki maddi etkisi manevi etkiye dönüşen bir ilişki bu. Çocukluk döneminde tek gelir kaynağımız, babanızdan veya annemizden düzenli olarak aldığımız harçlıktı. Ulaşım, yeme-içme ve benzeri ıvır zıvır harcamalarınızı bu parayla karşılardık. Bazı çocuklar, bu düzenli harçlıklarından artırarak biriktirir, sonrasında hayırlı bir iş için kullanırlardı. Hep özenmiştim onlara. Hâlâ da özenirim, ne yalan söyleyeyim. ...

Arkadaşlar, ayrılıklar

Fotoğraftaki kişi, yaklaşık 15 yıldır görmediğim bir arkadaşım. Bir insan, 15 yıldır görmediği bir tanıdığına “arkadaşım” demeye devam edebilir mi? Bence diyebilir, hatta en yakın arkadaşlarından biri olduğunu söylemesi de mümkün. Arkadaşlık ayrı geçirilen yıllarla, araya girmiş uzak mesafelerle ölçülemez. Yıllar eskitemez, yollar bozamaz; değişen hayatlar, değişen şehirler, duvarlarda eskiyen takvimler bir şeyi değiştirmez. Her ...

Yarısı içilmiş bir ufak rakı

Yaşadığım bu eve taşınmamdan hemen önce öğrendim, benden önceki kiracısının 32 yaşında kan kanserinden ölen bir genç kız olduğunu. Eşyalar taşınmadan önce son bir defa gelip temizlikçileri getirmem, ön hazırlığı tamamlamam gerekiyordu. Fakat aklımda hep bu düşünceler dolaşıyordu. Birkaç parça eşyası kalmıştı. Bozuk bir telefon, alışverişlerden kalma fişler, yeni alınmış televizyonun kolisi, rengi solmuş bir ...

Bir çocukta bir kadın hayaleti

Çocukluktan delikanlılığa ilk pedallarımı çevirdiğim dönemde, kırmızı tekerli bisikletimi İstanbul’da bırakıp memleketin uzak yolunu tutmuştum. Sıcak bir yazdı. Çok sıcaktı. Dünya Kupası maçları İtalya’da oynanıyordu. 1990 senesinin o sarı yazında tenim de sarışınlaşmıştı sanki. İlk kez tek başıma evden bu kadar uzaklaşıyordum. İlk günden özleyeceğim belliydi. İstanbul’u, evi, bisikletimi, sokakta birlikte top peşinde koştuğum arkadaşlarımı… Ne ...

Çok sevdik be abi!

14 SENE filan önce, ortaköy’de bir kafede ince bir soğuktan kaçıp ince belli çay bardaklarının sıcaklığında huzur ararken geldi oturdu masamıza optik başkan. tabi bilmiyorum onun optik başkan olduğunu. yanında bir arkadaşımla birlikte geldiler yanımıza. sonra elini ahenkli biçimde sallayarak konuşmaya başladı bu siyah paltolu adam. muhabbeti güzeldi. sanki o beni tanıyordu yıllardır da ben ...