Entries from 'Hayat'

Ceketimi Alırım ve Giderim

Düşünceler zincirine kapıldığım anlardan birinde, kendimi Shakespeare’in ünlü Seven Ages of Man (İnsanın Yedi Yaşı) tiradında buldum. “Tüm dünya bir sahne. Tüm erkek ve kadınlar yalnızca oyunculardır…” diye başlayan eserde insanın hayatı boyunca pek çok rol oynadığı ve bu oyunun da yedi perdeden oluştuğu anlatılıyor. Yani insan hayatının bebeklikten ölüme uzanan yedi yaşı, yedi farklı…

read more →

Daha Dün, Yirmi Yaşındaydım

Sizin yirmili yaşlarınızda kalan, unuttuğunuz bir şey var mı? Benim var. Hep çok sonra hatırlarız bunları. 20′li yaşlar dediysem, ilk yıllarını kast ediyorum aslında. O yıllardan alacaklıyım. Unuttum, fark etmedim, bilmiyordum… Geri dönüp toplayamazsınız, artık çok uzaklardadır yirmili yaşlar. Evden, kısa süre kaldığımız otel odasından veya iş yerinden filan, toplanıp çıkarken içimizi bir anlığına kaplayan,…

read more →

Sonbahardan Çizgiler

Mevsim geçişlerinin giderek azaldığından, sonbahar ve ilkbaharı giderek görememekten dem vuruyor pek çok insan. Nasıl olduğunu anlamadan birden kışa girmek, uzun bir kıştan sonra havaların bir anda ısınması şikayet konularının başında yer alıyor. Küresel iklim değişikliğinin yansımaları olduğu aşikar. Fakat bu yakınmalarla ilgili benim aklıma gelen bir ihtimal daha var. İnsanların şehir hayatının koşturmacası içinde,…

read more →

Hatıralar gökyüzü gibi, gitmiyor üzerimizden

Sade bir yaşanmışlık, kazara “anı” olacakken hani, çok zaman sonra anlarsınız bunun bir “hatıra” olduğunu. Ne zaman hatıra oluverir, ne zaman gelir, ne zaman belirir? Bir anıdan hatıra devşirebilir misiniz? Veya şöyle sorayım; geçmişinizden bir parçayı hatıra defterinize yazdıran nedir? Zaman mı sadece? O yaşanmışlığın izlerinin ansızın ortaya çıkması, yerini belli etmesi olabilir mi? Belki…

read more →

Yaza Elveda

Benim için vedalaşması en zor mevsim yaz. Yazları insan daha özgürdür. Dışarıda olmanın aşırı sıcaklar haricinde bir mehsuru olmaz. Çimlere uzanıp, ağaç dalları arasından süzülen dik güneş ışınlarını seyredebilirsiniz. Deniz, gökyüzü, bulutlar yazları bir başka güzel görünür. Bitkiler, hayvanlar, çocuklar, vapurlar, kediler daha neşelidir yaz günlerinde. Vedalaşması en zor mevsim yaz. Yokluğunu belli eder. Ben…

read more →

Başka Dilde Aşk

Hangi dilde söylenirse söylensin, hangi alfabeyle yazılırsa yazılsın aşk çok güzel. Duygusunu yüklenmiş kelimelerden. Amerikan kaynaklı Pop Art akımının öncülerinden Robert Indiana’nın Love adlı heykeli örneğin… Bir heykel; çünkü aşkı, kendi dilinde en güzel anlatan sanat eserlerinden biri. New York’ta, Eighth Avenue’daki kopyasını fotoğrafta görüyorsunuz. Hiç ummadığım bir anda karşımda gördüm ve karşısında durarak birkaç…

read more →

Sonsuzluğun Zıttı Unutulmaktır

Onunla birlikteyken, konuşurken, gülerken ve gündelik hayatı yaşarken de unutulabilirsiniz. Unutulmanın mesafeyle bir ilgisi yok. Mesele fiziksel uzaklık değil ki zaten. Başka bir uzaklık. Sonra sonra fark edilen bir uzaklık. Sonsuzluğun zıttı unutulmaktır. Haziran 2011 – Brugge/Belçika Kamera: Canon EOS 550D   F durağı: f/2.8  ISO hızı: ISO-400 Poz süresi: 1/1600 sn. Odak uzunluğu: 36 mm

read more →

Beklemenin Resminin Fotoğrafı

Bu kafede, dışarıdaki iki kişilik masada uzun süre bekledi. Onun artık gelmeyeceğinden emin olduğu anda kalkıp gitti. Bir insan bazen giderken yüzünden bir parça, bir bakış bırakıyor. Üstelik o kafede bıraktığı şey, bir yüzden ibaret de değildi. Muhtemel bir aşkın ilk adımları da orada silindi. Aralık 2010 – Galata/İstanbul/Türkiye   Kamera: Canon EOS 50D   F durağı:…

read more →

Özlemek ve unutmak

Sevdiği birinin yüzünü, sesini, yürüyüşünü, duruşunu, kokusunu, bakışlarını unutmaya başlamak kadar insana acı veren az şey vardır. Özledikçe, hafızandan silinmeye başlar izleri bir bir. Önce yürüyüşünü unutursun. Sonra duruşunu. Ardından bakışlarını. Derken yüzünü, o güzel yüzünü… Yüzünün içindeki bin bir yüzü. Gülümseyen, bakan, hüzünden alabora olan yüzünü unutursun. Kokusunu unuttuğunu çok sonra fark edersin. Acı…

read more →
Toplam 3 sayfa, 3. sayfa gösteriliyor.123