Entries from '1/80 sn.'

Odanızın Penceresi Neye Açılıyor?

Odanızın penceresi neye açılıyor? Bir bahçe, bir sokak, bir park veya bir sundurma? Bir başka pencereye açılıyor olmasın? Belki de bir mezarlık. Yoksa derin bir uçuruma mı? Söylesenize, neye açılıyor odanızın penceresi? Neye açılıyor gözleriniz, gözleriniz? Zürih’te ilk gecem. Hava soğuk fakat çok kuru, yağışsız bir ayaz var. Yabancı bir şehirde yabancı bir otel odasında uykuya…

read more →

Sabah Treni

Yolculuğa sabah çıkmayı, şehir uyanmadan yollara düşmeyi, günün ilk ışıklarında uçağın, trenin, otobüsün, vapurun kalkış saatini beklemeyi seviyorum. Ayılmak için herhangi bir kafeden veya büfeden, seçici olma lüksüne girmeden alınmış kahvenin tadı her zamankinden farklı gelecektir. Çoğunlukla sabahın kör ayazında kendimi yollara attığım için, o saatte garların, havaalanlarının ve iskelelerin farkını görebiliyorum. Hiç yapmadıysanız tavsiye…

read more →

Çayeli’nden Öteye

En çok göç veren bölgelerimizden biri Karadeniz. Bilhassa Doğu Karadeniz illerinden büyük bir göç yaşandı son 20 yılda. 10 senedir gidip geliyorum oralara. Ben bile fark ettim o günlerden bu günlere yaşanan değişimi. Şehir merkezinde ev alıp sadece bayramlarda ve yaz aylarında köylerine giden bölge insanı, gençlerin iş ve eğitim sebebiyle büyük şehirlere geçmesiyle yalnız…

read more →

Bir Bira Hikâyesi: Heineken

Genç bir girişimci olan Gerard Adriaan Heineken, annesinden borç aldığı parayla eski bir bira fabrikasını satın alarak Heineken’i kurduğunda takvimler 1864′ü gösteriyordu. Aradan geçen zaman içinde şirketi dünya çapında büyüdü, atlatılan ekonomik buhranlar ve savaşlar sonrasında bugünkü halini aldı. Dünyanın 70 ülkesinde faaliyet gösteren Heineken’e ait 125 marka bulunuyor. 54.000 çalışana sahip olması da bir…

read more →

Zaman Tüneli

Baba olduktan sonra çocukluk yıllarıma daha sık gider gelir oldum. Her ne kadar çook uzaklarda olsa da, çocukluğum benim için en yakın arkadaşlarımdan biri. İnsanın kendi çocukluğunu, çocuğu gibi sevmesi de lazım. Çınar’la vakit geçirirken, kendi çocuk halimi görüyorum bazen. Sanki ben de öyle yapardım. Galiba insan, çocukluğunu kendi çocuğunda bir defa daha yaşıyor. Sadece…

read more →

Bazı Yazlar Uzaktan Geçer

İki gün önce, Amsterdam’da bir otobüsün camına yaslanmış giderken, cadde üstündeki kafede elinde fincanla duran kızı gördüm. Sol eliyle kahve fincanını tutuyor, sağ elini yüzüne destek yapmış, boşlukta bir şeye gülümsüyordu. “Bekliyorsun ama gelmeyecek. Üstelik sana bu kafede bir randevu vermedi. Bir umutla gittin. Geliş saatini bekler gibi bekliyorsun. Biliyorsun, yaz sonbahara dönerken bu kafede…

read more →