Entries from 'ABD'

Lütfen Çimlere Basınız

Öğrencilik yıllarımda Anadolu’dan gelen bir arkadaşım, parklarda gördüğü “lütfen çimlere basmayınız” uyarısına çok şaşırdığından bahsetmişti. Çünkü çimler uzaktan seyretmek için değil, üzerine basmak içindir Metropolde doğup büyümüş her insan gibi ben de bu şaşkınlığa şaşırıp, öğretilmiş yasakları sorgulamadan nasıl da kabullendiğimizi bir defa daha düşünmeye başlamıştım. Beton ve camdan inşa edilen şehirlerde bir yudum çimen…

read more →

Taxicabs of New York City

Her şehrin simgeleri vardır. New York’un ise pek çok simgesi var. Bunlardan biri, geniş caddelerini sarıya boyayan taksileri. Amerika Birleşik Devletleri’nde “Taxicap” olarak anılan bu araçlar,  1960′lardaki sosyal huzursuzlukların yoğunlaştığı dönemde, New York’ta mecburiyetten ortaya çıktı. Mecburiyetin sebebi, suç oranındaki artışa paralel olarak, şehirde yaşayan insanların ulaşımda bazı güvenlik sorunları yaşaması oldu. Taksilerin ayırt edilmesi…

read more →

Manzaradan Parçalar

Denizin rengi gökyüzünden geliyor. Güneş açtığında, bulutların rengiyle süslenen denizi seyretmek, diğer zamanlarda olduğundan daha büyük bir zevk veriyor. Los Angeles’ta, Santa Monico yakınlarında bu fotoğrafı çekerken, insanların denizi seyredişlerini seyrediyordum. Uzun çite yaslanmış ve oturmuş insanlar kendi alemlerinde. Kasım 2009 – Los Angeles/ABD Kamera: Canon EOS 500D   F durağı: f/10  ISO hızı: ISO-100 Poz süresi:…

read more →

Her Şehrin Zamanı Farklı Akıyor

Bir şehrin ruh haline bürünmek, kalabalığına karışmak ve kaybolmak için yapmanız gereken en önemli şey, o şehrin zaman akış hızına uymak. O şehrin sakinleri nerede ne yapıyorsa aynı yolu izlemek. Aynı hızda adımlar atarak yürümek. Etrafa şaşırmadan bakmak. Belki bu sayede şehir sizi kabul eder. Aynı zaman, aynı gökyüzü altında yaşadığınızı duyumsamanız için bu şart….

read more →

Ufuk Çizgisi

Çizgiler genellikle böler, ayırır, parçalar, engeller, sınır koyar, çerçeveleyip hapseder. Araya bir çizgi koymanın vakti geldi dersiniz. O çizgi aşılamaz. Çizginin gerisinde durur adımlarınız. Bir ülkeye giriş yaparken pasaport kontrol noktasındaki kırmızı çizginin gerisinde beklemek gibidir. Ufuk çizgisi en iyi niyetli olandır. O, gökyüzüyle yeryüzünü ayırır. Görüldüğünde huzur verir. Ey denizlerin, karaların, gökyüzünün nişanı, atlasların…

read more →

Karşı Kıyı

Denizlerin karaları böldüğünü sanırız fakat durum hiç de öyle değildir. Sadece bazı denizler -İstanbul’daki gibi- karaların arasında durup karşı kıyıya bakma lüksünü bizlere sunar. Bir adaya bakmak değil ama! İçinden deniz geçen şehirler daima benzersiz bir ayrıcalıkla diğerlerinin önüne geçiyor. O denizlerin üzerinden geçen köprüler, o köprülerin altından geçen sular. İçinden deniz geçen şehirlerde hayat…

read more →

Golden Gate’in Önündeki Martı

Bu sonbahar San Francisco’da kısa ama güzel bir gün geçirdim. Yakın bir arkadaşım Timur’la öğleden sonra Golden Gate’i seyretmek üzere yola koyulduk. Parka vardığımızda bizi kararlı bir sis karşıladı. Hiç canımızı sıkmadık. Çimlere uzandık, zamanın geçmesini bekledik sabırla. Biliyoruz ki güneş çökünce sis dağılacak, bize billur bir gökyüzü kalacak. Orada birkaç saat oyalandık. Güneş aldı…

read more →

Yukarı Bak

Evden işe veya okula gidiş gelişlerde, alışverişe çıkarken, bir buluşma için hızlı adımlarla yürürken genellikle önümüzde bakıyoruz. Karşıya geçerken sağa-sola, kaldırımda yürürken insanlara, dükkan vitrinlerine, restoran camekanlarına kaçıyor gözlerimiz. Şehirde başımızı yukarı nadiren kaldırıyoruz. Çünkü yukarının bize pek bir vaadi olmuyor. Binaların arasından bir parça gökyüzü, bir sokak lambası veya tabelanın direği, dışı camlarla kaplı…

read more →

San Francisco Sokaklarında

San Francisco’nun en önemli simgelerinden biri olan “cable car”lar, engebeli sokakların ve caddelerin vazgeçilmezi. Neredeyse şehir kadar eski olan bu toplu taşıma araçları, adeta yerdeki teleferikler gibi. Sürekli hareket eden bir kabloya bağlı olarak sabit bir hızda giden bu arabalar, San Francisco’nun hâlâ en önemli ulaşım aracı. 1840′larda ilk olarak Londra’da kurulan cable car’lar, 20…

read more →

Kaldırımda Yürümek

Modern şehirlerin kaldırımları, binaları gibi eksik ruhlu. Eskiliği korunmuş şehirlerin kaldırımları ise sizlere hikayeler sunar. O kaldırımlarda elleriniz cepte, bir şarkı tutturup adımlarınızı kolaylaştırabilirsiniz. İstanbul’un kaldırımları genellikle dar, hasarlı, gereğinden yüksek, ayrıca otomobil ve dükkanların işgali altında. Sıklıkla kaldırımdan yola inmeniz gerekir. Üstelik ne yazık ki insanımız, -çoğunlukla- trafikte nasılsa, kaldırımda yürürken de öyle. Anlayışsız,…

read more →
Toplam 2 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12