Entries from 'Amsterdam'

Konuşmamız Lazım

Bazı sorular veya sözler, peşinden gelecek cümlelerle ilgili her zamankinden çok şey anlatır. Durumlara, karakterlere hatta cinsiyetlere mal olmuş sözler de var. Benim en sevdiklerimden biri “konuşmamız lazım”. Bakmayın seviyorum dediğime, her erkek gibi ben de bu sözden müthiş korkuyorum. Ardından oldukça tekinsiz, korkulması gereken konular açılacaktır. Şimdiye kadarki yaşam deneyimim ve yakın çevremdeki insanların…

read more →

İçinden Bisiklet Geçen Şehir

Engebesi az, düz şehirlerin vazgeçilmezi bisiklet. Yakın kuşaktaki çoğu insan gibi benim için de önemli bir çocukluk ikonu. Doğal bir sempati barındırıyor nüvesinde. Elbette kolektif bilinçaltımızın bize bir hediyesi. Çoğu insan bisiklet sever. Üstelik üzerinde durup sürmesi, rüzgarı yüzünde ve göğsünde hissederek pedallarına basması da değil sadece. Öylece park etmiş dururken, bir ağacın dibinde devrilmişken, onu…

read more →

Tramvay Bileti

Tramvayı olan şehirleri seviyorum. Lizbon, Prag, San Francisco, Hannover, Zagrep, Amsterdam ilk aklıma gelenler. Beyoğlu’ndaki nostaljik tramvay da, üzerine saçma sapan reklam tabelaları asılana kadar benim için öyleydi. Tarihi bir dokuyu, bir nostaljiyi yerle bir etmek için yapmanız gereken tek şey, üzerine bir reklam eklemek. Tramvay durakları da tıpkı tramvayların içi gibi. Genellikle sakin ve…

read more →

Bir Bira Hikâyesi: Heineken

Genç bir girişimci olan Gerard Adriaan Heineken, annesinden borç aldığı parayla eski bir bira fabrikasını satın alarak Heineken’i kurduğunda takvimler 1864′ü gösteriyordu. Aradan geçen zaman içinde şirketi dünya çapında büyüdü, atlatılan ekonomik buhranlar ve savaşlar sonrasında bugünkü halini aldı. Dünyanın 70 ülkesinde faaliyet gösteren Heineken’e ait 125 marka bulunuyor. 54.000 çalışana sahip olması da bir…

read more →

Her Sokak Bir Balkon

İnsan evine, evinin balkonuna nasıl davranıyorsa, yaşadığı sokağı da öyle görmeli bence. Pencere önüne, balkon demirlerine hem bir süs, hem de arkadaş olsun diye koyduğumuz saksı çiçeklerini dışarıda da görmek, her mevsimde farklı renklerle dışarıyı bezemek günümüze de renk katar. Öyle zoraki çiçeklemeler değil ama. Hani İstanbul’da lale günlerinde binlerce lale ekiliyor ya cadde aralarına;…

read more →

Çocuklar Gibi

Hepimiz bir zamanlar çocuktuk. Kimimiz çocukluğumuzu olması gerektiği gibi, oyunlara doyarak geçirdik, kimimizin içinde bir parça ukte kaldı. Fakat kesin bir şey var ki, asla bırakmıyoruz çocuklar gibi olmayı. Bir yanımız çocuk kalıyor ve ne zaman kendini belli edeceğini de hiç hesap edemiyoruz. Bir çocuk parkında herkes çocuktur. Yaşın hiçbir önemi yok. Hanginiz bu fotoğraftaki…

read more →

Bisiklet Dengesi

Amsterdam’ın kenar semtlerinde caddelerin arasında uzanan kanallar, yerlerini sırayla dizilmiş ağaçlara ve yeşil bir örtüye bırakıyor. Şehrin değişmez görüntülerinden birini buralarda da görüyoruz: Her ağaca, korkuluğa veya direğe bağlanmış bisikletler. Yanyana park edilmiş pek çok bisikletten bazıları zaman içinde sahipleri tarafından alındığında, onlara yaslanarak denge bulan bazı bisikletler devrilip öyle mahzun biçimde sahibini bekliyor. Bu…

read more →

Bazı Yazlar Uzaktan Geçer

İki gün önce, Amsterdam’da bir otobüsün camına yaslanmış giderken, cadde üstündeki kafede elinde fincanla duran kızı gördüm. Sol eliyle kahve fincanını tutuyor, sağ elini yüzüne destek yapmış, boşlukta bir şeye gülümsüyordu. “Bekliyorsun ama gelmeyecek. Üstelik sana bu kafede bir randevu vermedi. Bir umutla gittin. Geliş saatini bekler gibi bekliyorsun. Biliyorsun, yaz sonbahara dönerken bu kafede…

read more →