Entries from 'Canon EF 16-35mm'

Berlin’in göğünün altında

İstanbul gibi engebeli bir şehirde büyüyen herkes gibi ben de düz şehirlerde farklı hissediyorum. Düz bir şehirdeyken, gökyüzü yere daha yakın geliyor. Her yer gökyüzüyle kaplı. Berlin de böyle bir şehir. Tıpkı Paris, Amsterdam, Eskişehir, Ankara, Prag, Budapeşte, Barselona gibi… Bu şehirleri kuşbakışı izlemek, bir lunaparka dönme dolaptan bakmak gibi. Büyük şamatayı görür ve izlersiniz,…

read more →

Lütfen Çimlere Basınız

Öğrencilik yıllarımda Anadolu’dan gelen bir arkadaşım, parklarda gördüğü “lütfen çimlere basmayınız” uyarısına çok şaşırdığından bahsetmişti. Çünkü çimler uzaktan seyretmek için değil, üzerine basmak içindir Metropolde doğup büyümüş her insan gibi ben de bu şaşkınlığa şaşırıp, öğretilmiş yasakları sorgulamadan nasıl da kabullendiğimizi bir defa daha düşünmeye başlamıştım. Beton ve camdan inşa edilen şehirlerde bir yudum çimen…

read more →

Avluya Açılan Pencere

Şehirlerin iç içe geçmiş, kayboldukça ve uzun vakit geçirdikçe ancak görebileceğiniz mekanları ve detayları bulunuyor. Bence en güzel mekanlar, turist gözüyle değil, kaybolur gibi dolaşırken tesadüf ediyor. Küçük Avrupa şehirlerine gidenlerin en büyük yakınması genellikle gezilecek, oturulacak az yer olmasından. Merkezdeki mutlaka görülmesi gereken yapıları, meydanları ve mekanları gördükten sonra “Eee, bu kadar mı?” diye…

read more →

Bira Bahçesinde Öğleden Sonra Birası

Bira dendiğinde ilk akla gelen ülke şüphesiz Almanya. Çoğu insan, dünyada birayı en yoğun tüketen milletin Almanlar olduğunu sanıyor. Fakat istatistikler farklı söylüyor. Dünyada kişi başına bira tüketiminin en yüksek olduğu ülke Çek Cumhuriyeti. İkinci sırada İrlanda var. Almanya ise üçüncülüğe talim ediyor. Aslında bu önyargının çok önemli dayanakları var. Birincisi, Almanlar bira kültürüne çok…

read more →

Haydarpaşa Bahtı Kara

Ülkemiz ne yazıktır ki mimari konusunda son 100 yılını yan gelip yatarak geçirmiş. Görülmeye değer eserlerin çoğu, Cumhuriyet öncesi dönemden kalma. İstanbul’da örnek gösterilebilecek bina sayısı iki elin parmaklarını geçmiyor. Haydarpaşa Garı, bunlardan biri. Görkemli ve ruhu olan bir yapı. 1906′da inşa edildikten sonra iki yangın ve bir gemi kazası atlattı. Geçen seneki yangın, çatısını…

read more →

Ayrıntılar Cumhuriyeti

Küçük şeyler asla küçümsenmeye gelmiyor. Önemsiz gibi görünen detayların esasında hayatımızın bütününde, aldığımız kararlarda veya insiyatifimiz haricinde gelişen tesadüflerde ne kadar da etkin olduğunu zaman içinde anlıyoruz. Çağrışımlar da öyle. Âşık olmak büsbütün bir çağrışım oyunudur. Çağrışım perileri hiç bilmediğimiz bir oyun düzenler. Hoşumuza giden, nefesimizi kesen, tüylerimizi diken diken eden, kalbimizi ürkek bir kuşun…

read more →

Eşyanın Belleği

Bir hayatın, beraberliğin, ilişki ikliminin kirini, pasını, kokusunu, parfümünü, terini, karanlığını, parıltısını, eskiliğini, yorgunluğunu, anılarını, heyecanını, her şeyini eşyalar taşıyor. Kenara koyup topluca baksanız, gözünüz bir yerlerden ısırır her detayı. Unutmaya çalıştığınız, unutmak istemediğiniz, unutamadığınız bir yığın hatıra hücum eder zihninize. Bir yerlerden aceleyle çıkıp gelirler. İlişki ne kadar uzun ve derin yaşanmışsa, eşyaların ömrü…

read more →

İçinden Bisiklet Geçen Şehir

Engebesi az, düz şehirlerin vazgeçilmezi bisiklet. Yakın kuşaktaki çoğu insan gibi benim için de önemli bir çocukluk ikonu. Doğal bir sempati barındırıyor nüvesinde. Elbette kolektif bilinçaltımızın bize bir hediyesi. Çoğu insan bisiklet sever. Üstelik üzerinde durup sürmesi, rüzgarı yüzünde ve göğsünde hissederek pedallarına basması da değil sadece. Öylece park etmiş dururken, bir ağacın dibinde devrilmişken, onu…

read more →

Berlin Duvarı’nın Gölgesinde

En sevdiğim şehirleri sayarken mutlaka Berlin’in adını geçiriyorum. Çok defa gitmiş olmamdan sebep, kişisel tarihimde bir hayli anıyla yüklü bir şehir… Son gidişimde, içecek bir şey almak için girdiğim dükkanda bir tişört dikkatimi çekti. Berlin haritası dört parça halinde. ABD, İngiltere, Fransa ve SSCB bayrakları var bu parçaların her birinde. Tam ortasında ise bir Alman…

read more →

Bir Binanın Görkeminde Oturmak

Avrupa’da en küçük şehirlerin bile çoğunda tren garları müthiş görkemli binalara sahip. Gittiğim Avrupa şehirlerinde, merkez istasyonlarını görmek için mutlaka fırsat yaratıyorum. Dışarıdan bakarken sunduğu ihtişam, içeride çok farklı bir yüzünü gösteriyor. Belçika’nın en güzel üç şehrini dolaşma fırsatı buldum şimdiye kadar. Brüksel, Brugge ve Antwerp. Bu fotoğrafı, Antwerp’te, otobüs durağında beklerken çektim. Farklı açılardan…

read more →
Toplam 3 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.123