Entries from 'f/4'

Konuşmamız Lazım

Bazı sorular veya sözler, peşinden gelecek cümlelerle ilgili her zamankinden çok şey anlatır. Durumlara, karakterlere hatta cinsiyetlere mal olmuş sözler de var. Benim en sevdiklerimden biri “konuşmamız lazım”. Bakmayın seviyorum dediğime, her erkek gibi ben de bu sözden müthiş korkuyorum. Ardından oldukça tekinsiz, korkulması gereken konular açılacaktır. Şimdiye kadarki yaşam deneyimim ve yakın çevremdeki insanların…

read more →

Derya Kuzuları

Bu kadar yoğun çalışmasaydım, haftada birkaç gün mutlaka akşam yemeği için mutfağa girerdim. Yemek yapmak terapi gibi bir şey. Sadece mutfakta geçen zamanıyla değil ama; tüm hazırlık süreci de dâhil bu eğlenceye. Çarşıya gidip dükkan dükkan dolaşarak malzemeleri en tazelerinden seçerek almak işin en zevkli yanlarından. Büyük marketleri sevmiyorum. Daha fazlasını ödemek pahasına her bir…

read more →

Çayeli’nden Öteye

En çok göç veren bölgelerimizden biri Karadeniz. Bilhassa Doğu Karadeniz illerinden büyük bir göç yaşandı son 20 yılda. 10 senedir gidip geliyorum oralara. Ben bile fark ettim o günlerden bu günlere yaşanan değişimi. Şehir merkezinde ev alıp sadece bayramlarda ve yaz aylarında köylerine giden bölge insanı, gençlerin iş ve eğitim sebebiyle büyük şehirlere geçmesiyle yalnız…

read more →

Bir Çiçek Dükkanım Olsa

Sevdiği işi yapan insanları hep şanslı bulmuşumdur. Ben de onlardan biriyim. 19 yaşımdan beri gazetecilik mesleğinin içindeyim. Hayatımı yazarak ve yayın yöneterek kazandım. Başka bir mesleğe sahip olmayı hiç düşünmedim. En azından şimdiye kadar İnsan orta yaşlara adım adım yaklaşırken, hayatında bazı ince ayarlara ihtiyaç duyuyor. Belki de kendi hayatımızın dizginlerini yeni yeni tutuyoruz bu…

read more →

Pencere Önü Çiçeği

Sizin de benim gibi bahçeniz yoksa, çiçekleriniz için pencere pervazları ve balkon korkulukları mecburi ikametgahlar olur. Akvaryumculuğa benzetiyorum çiçek büyütmeyi. Aynı dinginlik, aynı sakinlik, aynı sabır ve titizlik var. Çok sevmeme rağmen istediğim kadar vakit ayıramasam da, çiçeklerin dilini bildiğim için kendimi şanslı sayıyorum. Çiçeklerle konuşmak gibi bir huyunuz yoksa da, o görüntüye aşinasınızdır, bir…

read more →

Yapraklarla Adım Adım

Doğanın en güzel manzaralarından birini sonbaharın yaprak dökümü sunuyor. Benzer biçimde, ağaç dallarının yapraklanması ve çiçek açması bir başka renk cümbüşünü oluşturuyor. Sonbaharın sarı, kahverengi ve kızıl tonlarına eşlik eden güneşin yatay ışıkları, dalların arasından süzülüp uzun yola vurdukça, sadece yürümek geliyor içimden. Öyle boş boş yürümek. Bir yere vermak için değil, sadece yürümek için…

read more →

Ceketimi Alırım ve Giderim

Düşünceler zincirine kapıldığım anlardan birinde, kendimi Shakespeare’in ünlü Seven Ages of Man (İnsanın Yedi Yaşı) tiradında buldum. “Tüm dünya bir sahne. Tüm erkek ve kadınlar yalnızca oyunculardır…” diye başlayan eserde insanın hayatı boyunca pek çok rol oynadığı ve bu oyunun da yedi perdeden oluştuğu anlatılıyor. Yani insan hayatının bebeklikten ölüme uzanan yedi yaşı, yedi farklı…

read more →

Daha Dün, Yirmi Yaşındaydım

Sizin yirmili yaşlarınızda kalan, unuttuğunuz bir şey var mı? Benim var. Hep çok sonra hatırlarız bunları. 20′li yaşlar dediysem, ilk yıllarını kast ediyorum aslında. O yıllardan alacaklıyım. Unuttum, fark etmedim, bilmiyordum… Geri dönüp toplayamazsınız, artık çok uzaklardadır yirmili yaşlar. Evden, kısa süre kaldığımız otel odasından veya iş yerinden filan, toplanıp çıkarken içimizi bir anlığına kaplayan,…

read more →

Çocuklar Gibi

Hepimiz bir zamanlar çocuktuk. Kimimiz çocukluğumuzu olması gerektiği gibi, oyunlara doyarak geçirdik, kimimizin içinde bir parça ukte kaldı. Fakat kesin bir şey var ki, asla bırakmıyoruz çocuklar gibi olmayı. Bir yanımız çocuk kalıyor ve ne zaman kendini belli edeceğini de hiç hesap edemiyoruz. Bir çocuk parkında herkes çocuktur. Yaşın hiçbir önemi yok. Hanginiz bu fotoğraftaki…

read more →

Bisiklet Dengesi

Amsterdam’ın kenar semtlerinde caddelerin arasında uzanan kanallar, yerlerini sırayla dizilmiş ağaçlara ve yeşil bir örtüye bırakıyor. Şehrin değişmez görüntülerinden birini buralarda da görüyoruz: Her ağaca, korkuluğa veya direğe bağlanmış bisikletler. Yanyana park edilmiş pek çok bisikletten bazıları zaman içinde sahipleri tarafından alındığında, onlara yaslanarak denge bulan bazı bisikletler devrilip öyle mahzun biçimde sahibini bekliyor. Bu…

read more →