Entries from 'İstanbul'

Haydarpaşa Bahtı Kara

Ülkemiz ne yazıktır ki mimari konusunda son 100 yılını yan gelip yatarak geçirmiş. Görülmeye değer eserlerin çoğu, Cumhuriyet öncesi dönemden kalma. İstanbul’da örnek gösterilebilecek bina sayısı iki elin parmaklarını geçmiyor. Haydarpaşa Garı, bunlardan biri. Görkemli ve ruhu olan bir yapı. 1906′da inşa edildikten sonra iki yangın ve bir gemi kazası atlattı. Geçen seneki yangın, çatısını…

read more →

Çakmaklara Gaz Doldurulur

Sokak satıcılarının nesli tükeniyor farkında mısınız? Eskiden sokakta çok daha fazla sokak satıcısı görürdük. Direnenler var elbet. Mantar gibi çoğalan simit restoranlarına rağmen sokak simitçileri direniyor. Kestane, mısır, poğaça, tatlı, tavuklu pilav ve daha pek çok şey… Kimliklere PVC kaplayanlar çok ilginç mesela. Sürekli dönen o bant kaydı nasıl oluyor da bu satıcıların akıllarını oynatmalarına…

read more →

Sabah Treni

Yolculuğa sabah çıkmayı, şehir uyanmadan yollara düşmeyi, günün ilk ışıklarında uçağın, trenin, otobüsün, vapurun kalkış saatini beklemeyi seviyorum. Ayılmak için herhangi bir kafeden veya büfeden, seçici olma lüksüne girmeden alınmış kahvenin tadı her zamankinden farklı gelecektir. Çoğunlukla sabahın kör ayazında kendimi yollara attığım için, o saatte garların, havaalanlarının ve iskelelerin farkını görebiliyorum. Hiç yapmadıysanız tavsiye…

read more →

Pencere Önü Çiçeği

Sizin de benim gibi bahçeniz yoksa, çiçekleriniz için pencere pervazları ve balkon korkulukları mecburi ikametgahlar olur. Akvaryumculuğa benzetiyorum çiçek büyütmeyi. Aynı dinginlik, aynı sakinlik, aynı sabır ve titizlik var. Çok sevmeme rağmen istediğim kadar vakit ayıramasam da, çiçeklerin dilini bildiğim için kendimi şanslı sayıyorum. Çiçeklerle konuşmak gibi bir huyunuz yoksa da, o görüntüye aşinasınızdır, bir…

read more →

Bir Kedi, Bir Adam, Bir Köpek

Karşı apartmanda ikamet eden hayvan dostlarımızla balkondan balkona kurduğum bir iletişim var. Genellikle pencereden seyrediyorum onları. Munis bir kedi, oyun özlemiyle yanıp tutuşan bir köpek. İkisi de evin dışında, caddede akan hayata bakıp duruyorlar günün farklı saatlerinde. Birbirlerinin farkındalar mı bilmiyorum. Bir de adam var. Balkona sigara içmek için çıkıyor. Emekliliğin tadını mı çıkarıyor yoksa…

read more →

Bazen Gözlerimizi Kapatınca Daha İyi Görürüz

İlk gençlik yıllarımızda yaşadıklarımız, acısıyla tatlısıyla hatırlayınca gülümsediğimiz anılarımız, kişisel tarihimizin belki de son masum kalıntıları. 20′lerimizden hemen önce, gözlerimizi yeni açmışken, her şeyi yanılarak öğrendiğimiz o yıllarda ne yaşarsak kâr. En çok da aşklar… Her semtin gecesi farklıdır. Anılar en çok geceleri ziyaret eder. Bazen bir rüyayla uyanırız, kalbimizin bir köşesinde durduğundan habersizken, bir…

read more →

Elma dersem çık, armut dersem çıkma

Çocukların sokakta oynadığı mahallerin sayısı azaldı. Yaşıtlarımla ve benden büyüklerle çocukluk dönemlerimizi konuşurken hep aynı konuşmalar geçiyor. “Bizim çocukluğumuz sokaklarda geçti; şimdiki çocuklar bu konuda çok şanssız.” Doğru, hayat sokaktaydı çocukluğumuzda. Yeni çocuklar için ise hayat ekranların içinde. Sokak oyunlarının evrensel bir hâli vardı. Tuhaf biçimde internetin, telefonun, televizyonların olmadığı dönemlerde, birbirinden binlerce kilometre uzaktaki…

read more →

Vapurdaki Yabancı

Kalabalık şehirde yaşamanın sağladığı olanaklardan biri, herhangi bir zamanda, kolayca kaybolabilmenizdir. Kendinizi kolayca unutturabilirsiniz. Pek az insan bunu fark eder ve bu fark edişin tasası pek de uzun sürmez. Eskisi kadar ortalıkla görünmemeniz ilk zamanlar “yahu nerelerde bu deli” cümlelerini dolaştırır ortalıkta. Bir anlık duraksama gibidir. Herkes hayatına devam eder. Meşguliyetle ve acelesi olmakla ilintili bir…

read more →

Beklemenin Resminin Fotoğrafı

Bu kafede, dışarıdaki iki kişilik masada uzun süre bekledi. Onun artık gelmeyeceğinden emin olduğu anda kalkıp gitti. Bir insan bazen giderken yüzünden bir parça, bir bakış bırakıyor. Üstelik o kafede bıraktığı şey, bir yüzden ibaret de değildi. Muhtemel bir aşkın ilk adımları da orada silindi. Aralık 2010 – Galata/İstanbul/Türkiye   Kamera: Canon EOS 50D   F durağı:…

read more →