Berlin Duvarı’nın Gölgesinde

ŞEHİR

En sevdiğim şehirleri sayarken mutlaka Berlin’in adını geçiriyorum. Çok defa gitmiş olmamdan sebep, kişisel tarihimde bir hayli anıyla yüklü bir şehir… Son gidişimde, içecek bir şey almak için girdiğim dükkanda bir tişört dikkatimi çekti. Berlin haritası dört parça halinde. ABD, İngiltere, Fransa ve SSCB bayrakları var bu parçaların her birinde. Tam ortasında ise bir Alman askeri, yerdeki bir şeye tekme atıyor. Haritanın üzerinde iki tarih var: 1961 ve 1989. Berlin Duvarı’nın yapılış ve yıkılış tarihleri…

Dünyanın Batı’sında “utanç duvarı” olarak anılan Berlin Duvarı (Almanca adı Berliner Mauer), Doğu Almanya’dan kaçarak Batı Almanya’ya geçmek isteyenleri engellemek için 1961’de inşa edildi. Duvarın beyaz renge boyanmış doğu kısmında dikenli teller, köpekli muhafızlar, gözetleme kuleleri ve mayınlar varken; batı tarafında sadece graffitiler yer alıyordu. Bu duvar elbette insanlara engel olamadı. Evlerinde hazırladıkları uçan balonlarla, azimle kazdıkları tünellerle ve bazen de duvarın üzerinden atlayarak Batı Almanya’ya 5 bin civarında insan geçmeyi başardı. Kesin rakam bilinmemekle birlikte, 200’e yakın insan ise kaçmaya çalışırken öldürüldü.

Duvarın yıkılışını dün gibi hatırlıyorum. Henüz haytalık yıllarımı yaşıyordum. Dünyanın müthiş dönüşümler yaşadığı yıllardı. Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Berlin Duvarı’nın yıkılması hafızalara kazınan süreçler oldu. Bugün Ortadoğu’da yaşanan dönüşüme benzer biçimde, Avrupa’nın doğusundaki ülkelerde ciddi bir devinim yaşanıyordu. İlginç yıllardı. Ajda Pekkan şimdiki gibiydi, Reha Muhtar Atina’dan bildiriyordu, futbol maçları gündüz oynanıyordu filan.

Berlin’da dolaşırken, duvarın varlığını hissedebilirsiniz. Bir duvarı inşa etmek kolay iş. Yıkmak ne yazık ki öyle değil. Berlin’in belli bölgelerinde duvarın kalıntıları turistlerin görmesi için bırakılmış durumda. Döneme ilişkin fotoğraflar ve bilgi notları da eşlik ediyor bu sergiye. Duvarın fiziksel olarak kalkmış olmasına rağmen, Berlin’in doğusuna geçince, şehrin doğusunda olduğunu fark edebilirsiniz. Duvar yıkıldı, fakat ne yazık ki gölgesi duruyor hâlâ…

Eylül 2011 – Berlin/Almanya


Erdal Kaplanseren

Erdal Kaplanseren

Bu blog'da, ben Erdal Kaplanseren'in hayatına konuk olacaksınız. Belki de okurken ben sizin hayatınıza misafir olacağım, bunu henüz bilmiyoruz. Bunun için yapmanız gereken, ana sayfada akan ve kategoriler içindeki yazıları açarak hayata, insanlara, mekanlara, ilişkilere, izlediklerime, dinlediklerime, okuduklarıma dair düşüncelerime dalmak. Hepsi bu kadar. Hakkımda sayfasını ziyaret ederek benimle ilgili daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz. İyi eğlenceler.


Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir