Kategori: ÇEKMECE

Marie ve Julien’in Hikayesi

Fransız sinemasında Yeni Dalga Akımı’nın öncü yönetmenlerinden Jacques Rivette’in 2003 yapımı filmi “Histoire de Marie et Julien”, Türkçesiyle “Marie ve Julien’in Hikayesi”nden bahsetmek istiyorum. 2004 yılında İstanbul Film Festivali’nde ülkemizde izleyici karşısına çıktı ve beklendiği üzre sınırlı bir izleyici kitlesiyle kucaklaştı. 150 dakikalık bu ağır ve boğucu film, felsefik derinliğiyle, beni gerçek hayattan uzaklaştıran, sadece kendi ...

Ali aşkına!

Binaya geldim, asansör beklerken Beşiktaş’ımın efsane “Metin-Ali-Feyyaz” üçlüsünün Ali’siyle karşılaştım. Boynumdaki siyah-beyaz atkıya baktı ve gülümsedi. Uzun zamandır bu kadar heyecanlanmamıştım. Fotoğrafını çekme teklifimi kabul etti. Şaşkınlıktan bir şey söyleyemedim. Ne büyük mutluluk, çocukluğumun kahramanlarından biriyle karşılaşmak! Eskiden yıldız futbolculara çok farklı, bitmez bir sevgi beslerdik. O zamanlar futbolcular da çok naif, mütevazı, güzel insanlardı. ...

Ekmek bulamıyorlarsa poğaça yesinler

1789 fransız devrimi sırasında kraliçe Marie-Antoinette’in söylediği iddia edilen “ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler” sözü dünyaca meşhur. Sanırım bu satırları okuyanların büyük kısmı defalarca duymuştur. Soruşturmacı gazetecilik yaparak, bu sözde -aslında- kast edilen şeyin, bizim bildiğimiz pasta olmadığını tespit ettim. Bir çeviri hatası yüzünden yıllarca “ulan ekmek bulamayan insan evlatları, kremalı meyveli pastayı nereden bulacak? Tamam dalga ...

Fuad

Gece başınızı yastığa koyarsınız. Tek başınasınızdır. Her şeyden uzakta. Çok uzakta. Bir yabancısınızdır bulunduğunuz yerde. Kimseyle konuşmak, kimseyi dinlemek istemezsiniz. Erkenden yatağa girersiniz. Hava yeni kararmıştır. Erkendir uyumak için. Müzik çaların kulaklığını takarsınız. Ve her akşam yaptığınız gibi, Fuad’ı bıkmadan, usanmadan, hep aynı hüzünle, özlemle dinlersiniz. Önce Yemen’le içiniz titrer, Siresi Yarisdaran’la dalar gibi olursunuz… ...

Tuğçe Kazaz’ın seksi hemşire kıyafeti

Hürriyet.com.tr’de az önce bir haber okudum. Başlığı “Polis, Tuğçe Kazaz’ı arıyor” şeklinde. Sanırsınız ki Tuğçe Kazaz bir suça bulaşmış ve hakkında yakalama emri verilmiş. Haberi okuyunca hiç öyle bir şey olmadığı anlaşılıyor. Spotta durum şöyle açıklanmış: “Bir iç giyim firmasın defilesinde hemşire kıyafeti içinde seksi iç çamaşırı giyen manken Tuğçe Kazaz’ın başı dertte, polis ifade ...

80 öncesi kuşak, teknoloji konusunda daha şanslı

CES’in basın odasındayım ve dünyanın dört bir yanından gelmiş meslektaşlarıma bakıyorum… Genellikle 30-35 yaş arası insanlar… Düşünüyorum da, çoğuyla aynı kuşaktan olmamız tesadüf olamaz. Teknolojiyi iyi bilmek, iyi anlatmak için yeterli değil. Hayatın içindeki teknolojiyi analiz edebilmek ve bilinmesi gerekenleri en anlaşılır haliyle sunabilmek, bilgi ve tecrübe gerektiriyor. Tanıdığım en iyi bilişim hukukçularından, dostum Başak ...

O artık çok uzakta: Elephant Woman

Biriktirdiğimiz, yıllarca farkında olmadan çoğalttığımız bir kendini bırakma ihtiyacı vardır ya hani; bilmeden taşımışızdır. İşte orada, yani tam da o sarsılarak, boğularak, ölerek, çıldırarak ağlamada hissedilen bir garip huzur vardır. İç dökmenin bitimine doğru, derin iç çekme, tertemiz bir nefes alma sırasında… Bu bahsettiğim hüzünle karışık huzur var ya, öylece, ansızın gelip geçer içimizden. Biraz ...

Murathan Mungan’ın eteğindeki taşlar

Murathan Mungan, şiirine her kitabında ve devrinde bakım yapabilmiş bir şair. çok fark edilmese de, “eteğimdeki taşlar” adlı şiir kitabıyla okurlarına çok değerli bir hediye sunmuştu birkaç sene evvel. çünkü şimdiye kadar -derleme kitaplar hariç- böylesi kalın bir şiir kitabı yayımlamamıştı. içinde bir ömür var. okuduktan sonra anladım ki, Murathan Mungan bize bölünmüşlüğünü, belki de ...

Aşk…

KENARA DÜŞTÜĞÜM notların arasında “aşk”a dair pek çok tanım var. Bunlardan bazılarını seçtim. Çalışmalarımda yer vereceğim bu tanımların burada yayımlama sebeplerimden biri, olası intihallere karşı, siz okuyucularımı şahit gösterebilmek. Pek çok yazımın değişik eserlerde kullanıldığını gördükten sonra bu konuda daha titiz davranmaya karar verdim. Bu tanımlardan bazılarını sevecek, bazılarını uydurma bulacaksınız belki de. Bir okuyucumun ...

Biraz melankoli, bir tutam gizem: Jay-Jay Johanson

Son zamanlarda en çok dinlediğim şarkıcılardan biri Jay-Jay Johanson. Ondan bahsetmek istiyorum biraz… Melankolik olduğu kadar görkemli bir sese sahip leziz bir şarkıcıdır benim nazarımda. şarkılara göre tutumunu belirleyen bir adam. ses rengi diye bir şey var ya, bu adamın sesi rengarenk. portishead’in üzerine kaymaklı kadayıf niyetine dinlenebiliyor (veya tam tersi)… bu adamın şarkılarını ipod’umdan ...

Sous le ciel de Paris

Paris’in göğünün altında… sinir bozucu biçimde düz bir alan üzerine kurulu şehirlerin böyle bir haleti ruhiyesi vardır. o şehirdeyken, göğünün altında hapis gibisinizdir. her yer gökyüzüdür. paris işte böyle bir şehir. tıpkı berlin gibi, amsterdam gibi, izmir gibi, londra gibi, prag gibi, budapeşte gibi, barselona gibi eskişehir gibi… ama istanbul hiç öyle değil. lizbon da öyle ...

John Berger’ın kurtardığı mektuplar

Yeni yazılar bulamıyorsam, sıklıkla eskilere dönerim. Bu eskiler arasında, John Berger’ın kitapları geniş bir yer tutuyor. Kitap mabedimin en büyük dervişlerinden biri o. Yaşlandıkça kalemi daha narin, daha hüzünlü ve kırılgan oluyor sanki. John Berger’ın her bir kitabını size uzun uzun anlatabilirim, yazabilirim. Şimdi biraz son kitabından konuşmak istiyorum, John Berger’ın kurtardığı mektuplardan… Kaç zamandır böylesine ...

Rüyamda boynuna sarılmıştım

Kazım Koyuncu’nun içli, hüzün dolu bir şarkısı var “Gyuli çkimi” adında. Sözlerinin yakıcılığı Kazım’ın sesiyle korlaşır. Dinleyeni bir yolculuğa çıkarır. Tut ki bir sandala binmişsin. Yavaşça ilerlersin durgun denizde. Elini suya daldırırsın, şarkı çalmaktadır, Kazım’ın sesiyle kürekler çekilir. Sanki kanın çekilir. Ve sorarsın kürekleri çeken sevgiline: “Bir şarkı mıdır şiirin sandalını yüzdüren, yoksa bir şiir ...

Türkiye bir açıkhava tımarhanesidir

gazetelerin ilk sayfalarını okurken dehşete düşüyorum çoğunuz gibi. her ülkede karşılaşılabilecek türden olaylar bir kısmı. kendimi bir açıkhava tımarhanesinde hissetmeme sebep olan ülkemize özgü olaylar asabımı bozuyor. bugün taraf’ta okuduğum bir haber kanımı dondurdu. iskenderun’da bir aile; anne-baba-nine-dede şeklinde bir işbirliğiyle 4 aylık bebeklerini öldürerek dereye attıkları iddasıyla tutuklanmış. haberdeki ifadeleri okudukça kan beynime sıçradı. ...

Beni bir kere dövdüler

pek çok erkek için, delikanlılık yıllarında uzaktan uzağa aşık olduğu kızı evinin civarında beklemek, yolunu gözlemek veya bir başka yerden onu evine kadar takip etmek türlü maceralara sebep olmuştur. mutlaka platonik bir aşk olmak zorunda değil bu. erkek için, sevgilisi olan kızın mahallesi aynı tehlikeleri barındırır. en son 80’lerde hüküm süren ve 90’ların ortalarında azalarak ...

Cemal Süreya’nın gözleri

cemal süreya’dan bahsedildiğinde, güzel aşk şiirleri yazdığı söylenir. bana kalırsa cemal süreya aşk şiiri değil, âşık şiirleri yazmıştır. şiirinde aştan ziyade âşıktan, âşıklardan bahseder. derim ki, aşkı anlatmanın en güzel yolu, âşığı anlatmaktır. cemal süreya ile ilgili çok şey anlatılabilir. zira çok zengin, renkli, curcunalı bir hayat sürmüş bir abimiz. bazı insanlara, arada ne kadar ...

Su başında durmuşuz çınarla ben

BAZI ŞİİRLER ömrümüze yayılacak kadar geniştir. Hayatımızın her döneminde farklı bir yankısı, yansıması vardır. o şiiri hayatımıza tuttuğumuzda bambaşka renkler yansır kristalinden. böyle şiirler biriktirdim hayatım boyunca. bir kenara koydum. farklı zamanlarımda, hayatımın farklı dönemlerinde okumak için. şiir dünyamın ölümsüz dervişi, güzel bakışlı, güzel yüzlü şairi nazım hikmet’in böyle şiirleri var. bunlardan biri “masalların masalı”.

Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç

bana kalırsa ikinci yeni’nin üç asından (diğerleri cemal süreya ve turgut uyar’dır) en karmaşık ve en az anlaşılmış şairi edip cansever’dir. şimdi biliyorum yeri değil, bu yüzden detayına girmeyeceğim. fakat neden böyle dediğimi merak ediyorsanız bu şairimizin yaşam hikayesine bir bakın internetten. sonra da “ben ruhi bey nasılım” şiirini okuyun. bana hak vereceksiniz.

Diyalektik mutsuzluklar

Murathan Mugan’ın en güzel şiiri hangisidir diye bana sorulursa vereceğim cevap Diyalektik Mutsuzluklar olur. Bu şiir ilk olarak Murathan 95 kitabında yer almıştı. Sonralıkla, şairin “Doğduğum Yüzyıla Veda” adlı seçme şiirinlerden oluşan kitabında da yer aldı ve bu kitap Murathan’ın daha meşhur olduğu bir dönemde çıktığından epeyce tanındı. 90’ların başlarından bu yana Murathan Mungan okuyorum ...

Je dis tu a tous ceux que j’aime

Şiirlerin çoğu kadınlar için yazılmıştır, tıpkı şarkıların çoğunun onlar için yazılmış olması gibi… Bu şiir sohbetimizde bir kadına, barbara’ya yazılmış şiiri okuyacağız. Ünlü Fransız şair Jacques Prevert’in 1946’da yayımlanan “Paroles” adlı kitabında yer alan bir şiir… Çok defa anlatılmış olan bir “ilk görüşte aşk” hikayesi olduğunu söyleyebiliriz. Zor ve naif bir karşılaşmanın şiiridir Barbara. Şanson üstadı ...

Bir erik ağacının altındayken

Ülkemizde, “Başkalarının Hayatı” (bence dilimizdeki doğru karşılığı “ötekilerin [veya diğerlerinin] hayatı” şeklinde olmalıydı) adıyla gösterilen “Das Leben der Anderen” adlı filmde geçen bir Bertolt Brecht şiirini paylaşmak istiyorum. Bu şiiri filmde işittiğimde müthiş bir sevinçle dolmuştum. Çünkü bende hatıraları olan, en sevdiğim Brecht şiirlerinden biridir. Bu filmde karşıma çıkması olağanüstü bir sürpriz oldu. Geçen sene yabancı film dalında ...

Hüzün erken geldi bu yıl

Murathan Mungan’ın “yedi kapılı kırk oda” kitabında bulunan “güvercin gömleği” hikayesinde geçiyor başlıktaki söz. Şaşırtıcı, ürpertici, iç karalayıcı, kalp karalayıcı bir öykü… İnsanın ruhuna çizik atan bir kurgu. Türkçenin saçlarını tarayan yazarımızın cümleleri gürül gürül çağlıyor bu hikayede. Kıyamadım hızlıca okumaya. Her sayfanın sonunda o sayfanın başına dönüyorum. Hikaye bittiğinde yüzümü nereye dönerim bilmiyorum. Bir gemi, ...

Turgut Uyar’ın penceresi: Gök, bulut, su

Ne zaman dara düşsem; hayattan, insanlardan, düşüncelerden, şehirlerden kaçasım gelse hızır gibi yetişir Turgut Uyar. Bir şiir tutuşturur elime, tertemiz bir nefes gibi. Turgut Uyar şiiri öyle bir şiirdir ki, sanki sadece okuyanı için yazılmıştır ve sadece okuyanının çözebileceği şifrelerle doludur. Bir Turgut Uyar şiiri okurken gökyüzü mavileşir, güneş ağaç dalları arasından gülümser, kuşlar yakından ...