Kategori: HAYAT

Eşyanın Belleği

Bir hayatın, beraberliğin, ilişki ikliminin kirini, pasını, kokusunu, parfümünü, terini, karanlığını, parıltısını, eskiliğini, yorgunluğunu, anılarını, heyecanını, her şeyini eşyalar taşıyor. Kenara koyup topluca baksanız, gözünüz bir yerlerden ısırır her detayı. Unutmaya çalıştığınız, unutmak istemediğiniz, unutamadığınız bir yığın hatıra hücum eder zihninize. Bir yerlerden aceleyle çıkıp gelirler. İlişki ne kadar uzun ve derin yaşanmışsa, eşyaların ömrü ...

Duvarda kalan neyin gölgesi?

Taşınırken duvarlardan fotoğrafları, tabloları, takvimleri ve haritaları kaldırdığımızda bir iz kalır. Onulmaz bir gölge. Hiçbir boya silemez o izi. Tüm eşyaları çıkarıp boş eve son bir defa baktığımız o an, duvarların ortasında acısıyla tatlısıyla yaşananlar hızlıca geçip gider belleğimizin denizinden, sessiz bir yelkenli gibi. Neşeli hafta sonu kahvaltılarının kahkahaları, sonu sevişmelerle biten kavgaların yüksek perdeden ...

Çocuk Gözleri

Çocukların gözleri, en çok masumiyeti anlatıyor. Haylazlık peşinde koşarken de, istedikleri olmadığında mızıklanırken de en çok masumiyet okunuyor gözlerinden. Her dem mutluluk okunsa, bazen dalgınlık ve hüzün de olabilir elbet. Dehşet, acı ve korku olmasa; çocuk gözlerinde, hep böyle hayatı tazeleyen bir bakış parıldasa… 70′lerin ortalarında Kıbrıs’ta, binlerce çocuğun gözlerine korkunun en karanlık perdeleri indi. Tüm ...

Biliyor ama olsun, sen söyle yine de

İnsan en çok sevildiğini, özlendiğini, âşık olunduğunu duymaya ihtiyaç duyuyor galiba. Bir beklenti duygusu ziyaret edip duruyor, belli zamanlarda. Güzel sözler hep yerine getiricidir. Cemal Süreya’nın bir şiirinde dediği gibi, “aşklar da bakım istiyor” elbet. Sevildiğini bilen insan bunu neden duymak ister ısrarla? Bilhassa kadınlar önemser bunu. Ne kadar zaman geçse de, her hallerinden bilseler ...

Ufuk Çizgisi

Çizgiler genellikle böler, ayırır, parçalar, engeller, sınır koyar, çerçeveleyip hapseder. Araya bir çizgi koymanın vakti geldi dersiniz. O çizgi aşılamaz. Çizginin gerisinde durur adımlarınız. Bir ülkeye giriş yaparken pasaport kontrol noktasındaki kırmızı çizginin gerisinde beklemek gibidir. Ufuk çizgisi en iyi niyetli olandır. O, gökyüzüyle yeryüzünü ayırır. Görüldüğünde huzur verir. Ey denizlerin, karaların, gökyüzünün nişanı, atlasların ...

Sırt Zırh

Yatakta sırtını dönmek yüzlerce farklı şey anlatabilir. Bazıları davet edicidir, “gel sarıl bana!” der. Bazılarıysa duygusuz ve amaçsızdır. Bir de, kesin biçimde uzaklaşmayı ve kendine çekilmeyi ifade eden bir sırtını dönmeden söz edebiliriz. Böyle zamanlarda sırt, zırh gibidir. Ona dokunamazsınız, ulaşamazsınız. Bir kalenin surlarında dalgalanan kararlı bir bayrak gibidir. Çaresizliğin sesi çarpar kalenin duvarlarına. Kurşun ...

Zaman Tüneli

Baba olduktan sonra çocukluk yıllarıma daha sık gider gelir oldum. Her ne kadar çook uzaklarda olsa da, çocukluğum benim için en yakın arkadaşlarımdan biri. İnsanın kendi çocukluğunu, çocuğu gibi sevmesi de lazım. Çınar’la vakit geçirirken, kendi çocuk halimi görüyorum bazen. Sanki ben de öyle yapardım. Galiba insan, çocukluğunu kendi çocuğunda bir defa daha yaşıyor. Sadece ...

Dansla konuşmak

Bazı danslar iki kişilik. Konuşurlar karşılıklı. Dışarıdan bu sohbeti izlemek, vücutlarıyla konuşmalarına tanık olmak büyük bir keyif sunar. Bezense tek başına dans eder insan. Bir mecburiyet değil, tercihtir. İkiden fazla insanın dansı da çok farklı bir görsel zenginlik sunuyor. Bir koro gibi, bir orman gibi. Kalabalık danslar çok uzun bir hikayeyi, farklı insanların dilinden aynı ...

Bir yolculuk, ona karar verdiğiniz an başlıyor

Çok az insan gezmeyi sevmez. Seyahat etmeyi, yolun kendisini sevmek ise bir başka tutku. İş veya zevk için yaptığım seyahatlerde belli hazırlıklarım oluyor herkes gibi. En önemli parçası ise bu seyahatin içine başka yolculuklar ekleyebilir miyim yönünde oluyor. Birkaç gün daha ekleyip yakındaki bir şehre geçmek, o gezinin kazandırdıklarını iki kat artırabiliyor. Son zamanlarda tek ...

Çocuk yalnızlığı

Bir çocuğun içindeki yalnızlığı kimse anlayamaz. Hepimiz bir zamanlar çocuktuk ve o zamanlar bu yalnızlığımızın fark edilmesini isterdik. Ruhumuzda gezindiğini fark ettiğimiz fakat adını koyamadığımız bu durumu yakınımızdaki insanların kendiliğinden anlamasını beklerdik. Bu olmazdı. Nasıl olsun ki? Çocuklar anlaşılamaz. Anne ve babası olarak her an yanında, gözümüz üzerinde, tüm ihtiyaçlarında imdadına koşan insanlar olsak da, ...

Bin özür, bir özrü kapatmaya yetmez bazen

Özür dilediğimizde, “bunu bir daha yapmayacağım”ızın da sözünü veririz değil mi? Özrün içinde söz de bulunmalı. İki kelimede, “özür dilerim”in içinde üzüntü de, pişmanlık da, söz de var. Olmalı! Diğer halde, dilenen her bir özür, başlı başına bir “özür” olur.

Bildiğiniz bir şey

Size bildiğiniz bir şey söyleyeyim mi? İnsanların çoğu sahici aşka aç, sahici aşka susamış durumda. Çünkü o sahici aşkı henüz yaşamadıklarını biliyorlar. Yaşamadan nasıl bilebilirler öyle bir şeyin var olduğunu? Biliyorlar işte! Bu yüzden mutsuzlar, umutsuzlar, buruklar ve biraz kırıklar. Romanlardan biliyorlar, şarkılardan biliyorlar, şiirlerden ve filmlerden. Böyle bir şey var, birileri bunu yaşamış ve ...

Nefes nefese

Zamanı hayat birimiyle ölçmeye ne dersiniz? Uzun birimleri bir kenara bırakalım. Anlarımızdan çıkanlara bakalım. örneğin nefes. Zaman birimi olarak da bir nefese ayarlarım pek çok şeyi. Bir nefes alıp vermek kadar kısadır aslında hayatımızda en büyük kararları vermemiz. Günlerce, haftalarca, aylarca düşünmek hiçbir şey kazandırmaz. Her şey bir nefes anında olup biter. İkna oluruz, kabulleniriz, ...

Hayata Dair 30 Soru ve Daha Fazlası

Hayat nedir? Hangi kısmıdır yaşadıklarımızın? Ne kadarı bize, ne kadarı başkalarına aittir? Hayat bir ömrün kaçta kaçıdır? Kaçanlar da hayata dâhil midir? Yoksa hayat sadece yakalayabildiklerimiz veya yakalandıklarımız mıdır? Neyle ölçülür en başta? Zamanla mı? Yoksa mesafelerle mi ölçersiniz bir uzaklığı? Sizin ona geç, onun size erken kalması da bir oyunu değil mi hayatın? Yoksa ...

Güneşin Dikey Işınları

Pencereden sızan güneş ışığıyla en son ne zaman uyanmıştınız? Ben hatırlamıyorum. Gözlerimin perdelerini araladığımda o mutlu aydınlık beni karşılardı. Çocukluğumda mı kaldı yoksa? Bilmiyorum. Yatak odasının penceresi doğuya bakıyor halbuki. Güneş sızamıyor demek içeri. Belki de çok yoruldum, uyandıramıyor beni, bu da olabilir. Güneşin altında hafif bir uyku, binlerce defa uyanmak gibi. Bir bankta, çimenlerde, ...

Kimdi Giden, Kimdi Kalan

Ölüm, hayatın en soğuk ve en acı sürprizlerini hazırlıyor. Değiştiremeyeceğimiz, çoğu zaman gelişine engel olamadığımız bir gerçek. Yakınımızda, cebimizde, yanıbaşımızda. Geliyor, vuruyor, yıkıyor, yakıyor. Sonra, aradan günler-aylar-yıllar geçiyor. “Hayat devam ediyor” diyorlar ya; devam ediyor mu gerçekten? Hayat denebilir mi artık bu yaşanana? O olmadan nefes aldığınızda, onun nefes almadığı ve kalbinin atmadığı bir güne ...

Bir Çiçek Dükkanım Olsa

Sevdiği işi yapan insanları hep şanslı bulmuşumdur. Ben de onlardan biriyim. 19 yaşımdan beri gazetecilik mesleğinin içindeyim. Hayatımı yazarak ve yayın yöneterek kazandım. Başka bir mesleğe sahip olmayı hiç düşünmedim. En azından şimdiye kadar :) İnsan orta yaşlara adım adım yaklaşırken, hayatında bazı ince ayarlara ihtiyaç duyuyor. Belki de kendi hayatımızın dizginlerini yeni yeni tutuyoruz ...

Pencere Önü Çiçeği

Sizin de benim gibi bahçeniz yoksa, çiçekleriniz için pencere pervazları ve balkon korkulukları mecburi ikametgahlar olur. Akvaryumculuğa benzetiyorum çiçek büyütmeyi. Aynı dinginlik, aynı sakinlik, aynı sabır ve titizlik var. Çok sevmeme rağmen istediğim kadar vakit ayıramasam da, çiçeklerin dilini bildiğim için kendimi şanslı sayıyorum. Çiçeklerle konuşmak gibi bir huyunuz yoksa da, o görüntüye aşinasınızdır, bir ...

Bir Kedi, Bir Adam, Bir Köpek

Karşı apartmanda ikamet eden hayvan dostlarımızla balkondan balkona kurduğum bir iletişim var. Genellikle pencereden seyrediyorum onları. Munis bir kedi, oyun özlemiyle yanıp tutuşan bir köpek. İkisi de evin dışında, caddede akan hayata bakıp duruyorlar günün farklı saatlerinde. Birbirlerinin farkındalar mı bilmiyorum. Bir de adam var. Balkona sigara içmek için çıkıyor. Emekliliğin tadını mı çıkarıyor yoksa ...

Bazen Gözlerimizi Kapatınca Daha İyi Görürüz

İlk gençlik yıllarımızda yaşadıklarımız, acısıyla tatlısıyla hatırlayınca gülümsediğimiz anılarımız, kişisel tarihimizin belki de son masum kalıntıları. 20’lerimizden hemen önce, gözlerimizi yeni açmışken, her şeyi yanılarak öğrendiğimiz o yıllarda ne yaşarsak kâr. En çok da aşklar… Her semtin gecesi farklıdır. Anılar en çok geceleri ziyaret eder. Bazen bir rüyayla uyanırız, kalbimizin bir köşesinde durduğundan habersizken, bir ...

Susma Hakkı

Uzun süreli ilişkilerde (arkadaşlıklar da dâhil olmak üzere), kişilerin karşılaştıkları sorulardan biri “hâlâ birbirinize anlatacak bir şeyler bulabiliyor musunuz” oluyor. Sorulmasında bir mantıksızlık yok bence. Yıllarca birlikte vakit geçiren, yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen insanlar konuşulacak ne varsa tüketebilir. İnsan, yakınındakilerle günlük hayatın rutininden çok daha fazlasını konuşmak ister. Sıradan sohbetlerin ötesinde, yeni şeyler konuşabilmeyi arzular ...

Elma dersem çık, armut dersem çıkma

Çocukların sokakta oynadığı mahallerin sayısı azaldı. Yaşıtlarımla ve benden büyüklerle çocukluk dönemlerimizi konuşurken hep aynı konuşmalar geçiyor. “Bizim çocukluğumuz sokaklarda geçti; şimdiki çocuklar bu konuda çok şanssız.” Doğru, hayat sokaktaydı çocukluğumuzda. Yeni çocuklar için ise hayat ekranların içinde. Sokak oyunlarının evrensel bir hâli vardı. Tuhaf biçimde internetin, telefonun, televizyonların olmadığı dönemlerde, birbirinden binlerce kilometre uzaktaki ...

Ceketimi Alırım ve Giderim

Düşünceler zincirine kapıldığım anlardan birinde, kendimi Shakespeare’in ünlü Seven Ages of Man (İnsanın Yedi Yaşı) tiradında buldum. “Tüm dünya bir sahne. Tüm erkek ve kadınlar yalnızca oyunculardır…” diye başlayan eserde insanın hayatı boyunca pek çok rol oynadığı ve bu oyunun da yedi perdeden oluştuğu anlatılıyor. Yani insan hayatının bebeklikten ölüme uzanan yedi yaşı, yedi farklı ...

Çocuklar Gibi

Hepimiz bir zamanlar çocuktuk. Kimimiz çocukluğumuzu olması gerektiği gibi, oyunlara doyarak geçirdik, kimimizin içinde bir parça ukte kaldı. Fakat kesin bir şey var ki, asla bırakmıyoruz çocuklar gibi olmayı. Bir yanımız çocuk kalıyor ve ne zaman kendini belli edeceğini de hiç hesap edemiyoruz. Bir çocuk parkında herkes çocuktur. Yaşın hiçbir önemi yok. Hanginiz bu fotoğraftaki ...

Hatıralar gökyüzü gibi, gitmiyor üzerimizden

Sade bir yaşanmışlık, kazara “anı” olacakken hani, çok zaman sonra anlarsınız bunun bir “hatıra” olduğunu. Ne zaman hatıra oluverir, ne zaman gelir, ne zaman belirir? Bir anıdan hatıra devşirebilir misiniz? Veya şöyle sorayım; geçmişinizden bir parçayı hatıra defterinize yazdıran nedir? Zaman mı sadece? O yaşanmışlığın izlerinin ansızın ortaya çıkması, yerini belli etmesi olabilir mi? Belki ...

Kadınlar Seyredilişlerini Seyrederler

John Berger, bir yazısında erkeklerin davrandıkları gibi, kadınların ise göründükleri gibi olduklarını ifade ediyor. Berger’ın şu sözü ise yazının en can alıcı kısmını oluşturuyor: “Erkekler kadınları seyrederler. Kadınlarsa seyredilişlerini seyrederler.” Dünyanın önde gelen sanat eleştirmeni ve entelektüellerinden John Berger’a göre bu durum, yalnız erkeklerle kadınlar arasındaki ilişkileri değil, kadınların kendileriyle ilişkilerini de belirliyor. Kadının içindeki ...

Başka Dilde Aşk

Hangi dilde söylenirse söylensin, hangi alfabeyle yazılırsa yazılsın aşk çok güzel. Duygusunu yüklenmiş kelimelerden. Amerikan kaynaklı Pop Art akımının öncülerinden Robert Indiana’nın Love adlı heykeli örneğin… Bir heykel; çünkü aşkı, kendi dilinde en güzel anlatan sanat eserlerinden biri. New York’ta, Eighth Avenue’daki kopyasını fotoğrafta görüyorsunuz. Hiç ummadığım bir anda karşımda gördüm ve karşısında durarak birkaç ...

Steve Jobs’un Isırık Aldığı Elma

Ünlü İngiliz matematikçi Alan Turing, 2. Dünya Savaşı’nda Alman’ların “Wehrmacht Enigma” adlı meşhur şifreleme makinesinin çalışma prensibini çözümleyerek tarihe geçmiş bir bilim adamı. Savaş tarihçilerine göre, Turing’in yönettiği Bletchley Park enstitüsünün bu başarısı sayesinde savaş en az 1 yıl erken bitti. Turing, bilgisayar biliminin kurucularından biri olarak da sayılıyor. Avrupa’da derin yaralar açtıktan sonra biten ...

Beden Dili

Dans, bedenin şarkı söylemesidir. Bazen yüksek sesle, bazen fısıldayarak. Coşkulu veya hüzünlü. Gözleri, dili, yüzdeki ifadeyi tamamlar beden. Bir insana sadece dilinizle “gitme” demeniz yetmeyecektir. Kollarınız, göğsünüz, diziniz, başınız da “gitme!” diye haykırmalı. Kusursuz bir koronun uhrevi ahengiyle. Yeterince güçlü çıkarsa bedeninizin sesi, göreceksiniz ki dili çözülecek, dizleri çözülecek ve kollarınıza bırakacak kendi bedenini. Güvenle, ...

Sonsuzluğun Zıttı Unutulmaktır

Onunla birlikteyken, konuşurken, gülerken ve gündelik hayatı yaşarken de unutulabilirsiniz. Unutulmanın mesafeyle bir ilgisi yok. Mesele fiziksel uzaklık değil ki zaten. Başka bir uzaklık. Sonra sonra fark edilen bir uzaklık. Sonsuzluğun zıttı unutulmaktır. Haziran 2011 – Brugge/Belçika [box type=info] Kamera: Canon EOS 550D   F durağı: f/2.8  ISO hızı: ISO-400 Poz süresi: 1/1600 sn. Odak uzunluğu: 36 ...