Kategori: HAYAT

Beklemenin Resminin Fotoğrafı

Bu kafede, dışarıdaki iki kişilik masada uzun süre bekledi. Onun artık gelmeyeceğinden emin olduğu anda kalkıp gitti. Bir insan bazen giderken yüzünden bir parça, bir bakış bırakıyor. Üstelik o kafede bıraktığı şey, bir yüzden ibaret de değildi. Muhtemel bir aşkın ilk adımları da orada silindi. Aralık 2010 – Galata/İstanbul/Türkiye

Gülümseyişlerin En Güzeli

Hiçbir şey beni, bir çocuğun gülümseyişi kadar mutlu edemez. Gülen bir çocuğun yüzündeki aydınlık, o coşkulu bakış için çok büyük şeyler gerekmiyor. Büyüdükçe daha zor mutlu oluyoruz. Ve bizi mutlu eden herhangi bir şeyin ömrü de, bir çocuğun oyuncağından aldığı ilk heyecan kadar sürüyor. Eylül 2010 – San Francisco/ABD  [box type=info] Kamera modeli: Canon EOS 50D ...

Fotoğraf çekmek

Fotoğrafa ilgim çocukluk yaşlarımda başladı. Bir fotoğrafın izini sürmeyi, görüntünün içindeki hikayeleri, parmak izlerini, ipuçlarını, sırları çözmeye başlayalı çok uzun zaman oldu. Fotoğraf çekmek ise apayrı bir dünya sunuyor. Çekerken tek kişilik bir şey. O anı görmek, doğru kadrajı ve açıyı yakalayıp deklanşöre basmak arasında bazen bir saniyeden az zamanınız oluyor. Yabancı bir mahallede, yabancı ...

Arz-ı Dîdar

Sandıkta duran besteleri kaydetmenin zamanı geçiyor. Yenilerini yapmak için eskilerden gözüme çarpanları ayıklamalıyım. Bunun için elbette müzik çalışmaya düzenli vakit ayırmam gerekiyor. Hafta sonu uzun zamandan sonra bir başlangıç yaptım. Özkan ve Halkım’la dostluğum 15 yıl öncesine dayanıyor. Birlikte müzik de yaptık bu zaman içinde. Her hafta olamasa bile ayda en az 2 defa buluşup ...

Boğazlı kazak

in

Özlemek ve unutmak

Sevdiği birinin yüzünü, sesini, yürüyüşünü, duruşunu, kokusunu, bakışlarını unutmaya başlamak kadar insana acı veren az şey vardır. Özledikçe, hafızandan silinmeye başlar izleri bir bir. Önce yürüyüşünü unutursun. Sonra duruşunu. Ardından bakışlarını. Derken yüzünü, o güzel yüzünü… Yüzünün içindeki bin bir yüzü. Gülümseyen, bakan, hüzünden alabora olan yüzünü unutursun. Kokusunu unuttuğunu çok sonra fark edersin. Acı ...

Balıklar ve karıncalar

Sular yükselince balıklar karıncaları yer. Sular çekilince de karıncalar balıkları. Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmesin. Kimin kimi yiyeceğine suyun yüksekliği karar veriyor.

Hatıralar gökyüzü gibi, gitmiyor üzerimizden

Sade bir yaşanmışlık, kazara “anı” olacakken hani, çok zaman sonra anlarsınız bunun bir “hatıra” olduğunu. Ne zaman hatıra oluverir, ne zaman gelir, ne zaman belirir? Bir anıdan hatıra devşirebilir misiniz? Veya şöyle sorayım; geçmişinizden bir parçayı hatıra defterinize yazdıran nedir? Zaman mı sadece? O yaşanmışlığın izlerinin ansızın ortaya çıkması, yerini belli etmesi olabilir mi? Belki ...

Dur ihtarına hoşçakalla karşılık vermek

Kısa süre önce,  yakın bir dostum, âşık olduğu kadının “gidiyorum” sözüne “gidene dur denmez” karşılığını verdi. Ve o kadın, söylediğini yaparak gitti. Âşık olduğunuz insan “gidiyorum” dediğinde, kalmasını istiyorsanız, gururu bir kenara bırakıp dur deyin, kal deyin, gitme deyin. Aşk onursuzluktur biraz da. Cemal Süreya’nın bir şiirinde dediği gibi, “Daha nen olayım isterdin onursuzunum senin”. Doğru, ...

Konuşmalar, susmalar

Konuşan ama aslında durmaksızın susan insanlar tanıyorum. Anlatıyor, gülüyor, gayet mutlu görünüyor. Onun bakışlarını dinlediğimde (kalbini dinler gibi ama!), esasında ne denli suskun ve dalgın olduğunu anlayabiliyorum. Konuşurken aslında susuyor, gülümserken aslında dalıyor. Görüyorum, şahit oluyorum bu süse. İçinizdeki derin hüznü coşkuyla, kahkahalarla, sarılmalarla, esprilerle sarıp sarmalıyorsunuz bazen. Biliyorum biliyorum, hiç saklamaya çalışmayın. Kahkahalarla süslediğiniz o ...

Pigalle ve Serge Gainsbourg

Bazı şehirlere bazı mevsimler ve o mevsimlerin hakim renkleri pek yakışır. Paris benim için sonbaharın ve haliyle sarının şehri. Farklı bir mevsimde bu şehre gitmemiş olmamın bunda etkisi var mı bilmiyorum ama aklımda canlanan fotoğraflar ve film karelerinde de iklim aynı. Şehirleri güzelleştiren, kenar mahalleleri oldu hep benim için… O mahallelerin kendine özgü motifleri. Pigalle ...

Bir şair ne zaman ölür?

Bir şair ne zaman ölür? Şairler ve şiirseverler arasında sıklıkla konu olan bir sorudur. Cevabı bilinmez. Belki de sadece şairin kendisi bilir bu sorunun cevabını. Şairlerin son dönem şiirlerine bakılacak olursa, ölümün ağırlığı hissedilir. Cemal Süreya’nın, Edip Cansever için söylediği bir söz vardır şiirinde, “fazla şiirden öldü Edip Cansever” diye. Ne var ki Nazım Hikmet ...

Hayat, hatırladığın kadardır

Hayat, bizler için bir tramvay gezisidir. Genellikle mutlu bir tramvay gezisi. Aslında bu gezinin büyük kısmını, bir yerlere yetişmeye çalışarak geçiriyoruz. O tramvayın penceresinden dışarıya bakmayı, tramvaydaki diğer yolcularla tanışıp sohbet etmeyi ihmal ediyoruz. Bir yerlerden bir yerlere gittiğimizi sanıyorken, aslında ömrümüz bu tramvayda geçiyor. Duraklar, mevsimler, istasyonlar, seneler, meydanlar, anılar… Yolculuğun başlarında ne kadar ...

Kadınlar ve Kediler Aynı Terk Eder

Binlerce yıl önce, vahşi doğanın içindeki kedi, en güçlü hayvan olarak gördüğü aslanın kudretinden etkilenip onun peşine düşmüş, kendine sahip saymış. Sonra bir gün, avcının biri gelip aslanı vurunca, gücün insanda olduğunu görmüş ve adamla gitmiş. Adam kediyi evine götürmüş. Evde, iktidarın adamın karısında olduğunu anlamış ve sahibinin kadın olduğuna karar vermiş. Kediler o gün bu ...

İlginç bir soyad benzerliği :)

CES salonlarında turlarken, ilginç bulduğum stantlarda uzunca süre vakit geçiriyorum. Çok renkli ve sesli gösteriler sunan stantlar dikkat çekiyor. Bu stantlardan birinde ilginç bir tesadüf gerçekleşti.   Normalde insanların yaka kartlarını pek okumam, fakat algıda seçicilik bu olsa gerek; bir fuar ziyaretçisi kızın soyadı dikkatimi çekti. “Kaplan” yazıyordu yaka kartında soyad olarak. Tam yürümeye devam ...

Daha Dün Yirmi Yaşındaydım

Sizin yirmili yaşlarınızda kalan, unuttuğunuz bir şey var mı? Benim var. O yıllardan alacaklıyım. Unuttum, fark etmedim, bilmiyordum… Geri dönüp toplayamazsınız, artık çok uzaklardadır yirmili yaşlar. Evden, kısa süre kaldığımız otel odasından veya iş yerinden filan toplanıp çıkarken içimizi bir anlığına kaplayan, “bir şeyleri unutmuş olma” hissi gibi… Bu duygunun hayata yayılmış halini tasavvur edin. Sonra ...

Medyamızın seri katil özlemi

Türk medyamızın iflah olmaz bir “seri katil özlemi” var bilmem farkında mısınız? İstiyorlar ki seri katiller çıksın, toplum çalkalansın, korku ve heyecan gırla gitsin. Art arda birkaç cinayet işleyen katilleri seri katil olarak gösterme çabası medyada eski bir hikaye. Özellikle gazeteler ve haftalık haber dergilerinde böyle bir davranış bozukluğu var. “İlk yerli seri katil” başlıklı ...

Yeni evde ilk gece

Yeni taşınılmış evdeki ilk gece misafirlik gibidir. Duvarlara yabancısınızdır, pencereden baktığınızda gördükleriniz tanıdık değildir, komşular hakkında hiçbir fikriniz yoktur. Eşyalarla dolu koliler yığılmıştır bir kenara, acil kullanımlık malzemeler çıkarılmıştır sadece. Bir huzursuzluk, bir karmaşa hakimdir. Evde bilmedik bir rüzgar, adı konulamayan bir sıkıntı vardır. Yağmur sancısı gibi bir sıkıntı. Yeni evinizi sevmiş olsanız da, eski ...

Aşk ve nefret

Arkadaşımla sohbet ederken, konu bir ortak tanıdıktan açıldı, ondan nefret ettiğini söyledi. Ben de arkadaşıma “senin hayatında önemli bir yeri var öyleyse” dedim. Çünkü nefret duyguların şahıdır. Bir insandan nefret etmek, onu hayatının epeyce mühim bir köşesine koymak anlamına geliyor. “Aşk”la karşılaştırmak mümkün. Pek çok zaman birbirlerine bağlanabiliyorlar. Veya bir arada yaşadıkları da oluyor. Bununla ...

Baba, Hadi Denizi Anlat Bana!

Anadolu’nun ücra bir köyünde yaşayan bir baba-oğul… Baba tarlaya çalışmaya gittiğinde, oğlu da onunla gidermiş. Baba çalışırken, oğul geniş dallara sahip bir ağacın gölgesinde tek başına oyun oynar, babasını izler, ona su, ayran filan götürürmüş. Güneşin incecik ışıklarıyla dallarının arasından indiği ağacın serin gölgesinde birlikte yemeklerini yerlermiş. Baba oğluna bir gün denizi anlatmış. En yakın ...

Bir fotoğrafın belleğini okumak

BAZI FOTOĞRAFLAR çekildikleri döneme ilişkin hatıralar yüklenir, içlerinde alakalı görüntüler olmasa da… bir fotoğraf çekersiniz, o dönemin ruh halini çok güzel yansıtmaktadır, yıllar sonra bu kareye baktığınızda, o dönemin iklimi canlanır belleğinizde.

Özel hayattan insan silmek

Hayatın pek çok acı gerçeğini deneyimlemeden bilemiyoruz. Dışarıdan bakanlar için bu yaşam deneyimleri küçük sıyrıklarla atlatılabilecek bir trafik kazası görünümünde olsa da, yaşayan için durum farklıdır. Bir arkadaşınızla kafede buluşursunuz, birer fincan kahve ve birer dilim kek sipariş edersiniz. Bir ortak arkadaştan söz açılır, nasıl iyi mi diye sorarsınız, “Bilmem, iyidir herhalde” sözü her şeyi anlatıyordur. ...