Golden Gate’in Önündeki Martı

ŞEHİR

Bu sonbahar San Francisco’da kısa ama güzel bir gün geçirdim. Yakın bir arkadaşım Timur’la öğleden sonra Golden Gate’i seyretmek üzere yola koyulduk. Parka vardığımızda bizi kararlı bir sis karşıladı. Hiç canımızı sıkmadık. Çimlere uzandık, zamanın geçmesini bekledik sabırla. Biliyoruz ki güneş çökünce sis dağılacak, bize billur bir gökyüzü kalacak. Orada birkaç saat oyalandık. Güneş aldı yükünü gitti, bizi manzarayla baş başa bıraktı. Yürüdük, kendimize doğru bir açı aradık. Işığın ve yaşadığımız o anın ideal görüntüsünü beklemeye, aramaya koyulduk. Zaman dürüsttür. Kandırmaz insanı. Ben o an, yani büyük bir sabırla beklerken karşımda bir martı buldum. Bekledi oracıkta. Benim arzuladığım manzaranın ortasına konuk oldu. Golden Gate’in önünde kalakaldı. Bu durumda onu kabul etmek, konuk etmek haricinde bir seçeneğim kalmamıştı. Deklanşöre bir defa bastım. Bakmadım çıkan fotoğrafa. Gördüm ki bir köprüyü en iyi anlatan şey, o köprüyü yok sayan bir martı.

Ekim 2011 – San Francisco/ABD


Erdal Kaplanseren

Erdal Kaplanseren

Bu blog'da, ben Erdal Kaplanseren'in hayatına konuk olacaksınız. Belki de okurken ben sizin hayatınıza misafir olacağım, bunu henüz bilmiyoruz. Bunun için yapmanız gereken, ana sayfada akan ve kategoriler içindeki yazıları açarak hayata, insanlara, mekanlara, ilişkilere, izlediklerime, dinlediklerime, okuduklarıma dair düşüncelerime dalmak. Hepsi bu kadar. Hakkımda sayfasını ziyaret ederek benimle ilgili daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz. İyi eğlenceler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir