Hiçbir şey sıradan değildir

HAYAT

Bu akşam sokakta yürürken birden durdum. Hayatımdaki sıradan ama bana ait olan manzaraya baktım. Sonra düşündüm ve anladım ki aslında hiçbir şey sıradan değil ve biz ona anlamlar verdikçe bir parçamız oluyor. En basit, olası, dikkat çekmeye değmeyecek kadar kendi halinde detaylar da dâhil. Sıradan olan şey nedir? Göreceli olsa gerek bu sıradanlık denen şey. Sizin için hiçbir anlamı olmayan bir görüntünün bir başkasını derin düşüncelere salması sizin eksikliğiniz olamaz elbette. Eh, belki de kaçırdığınız bir şeydir.
Sanırım bizim için geçiciliği küçük de olsa değer taşıyan herhangi bir şey sıradan olamaz. Sokakta yürürken akşamüstü kasvetinin yeni yakılmış ışıklarla buluştuğu alelade bir sokak manzarası da benzersiz bir güzelliğe bürünebilir gözünüzde. Onu farkı kılan mevcudiyeti değil de, sizin o sırada orada durup onu seyredişiniz olmalı.
Belki de hayattan tat almak denen hadise,  biraz da önemsiz görülen detayların farkına varıp oralardan beslenebilmekte gizli. Yoksa hayatımızın dönüm noktalarında, büyük mutluluklarda, büyük tesadüflerde, büyük ayrılıklarda, büyük karşılaşmalarda ve büyük heyecanlarda şüphesiz ki tüm algılarımız açık biçimde her anını kaydediyoruz.
Peki ya değerinin farkında olmadan yaşayıp gittiklerimiz? Sıradan sandığımız ama aslında durup sakince bakınca ne denli yaşanası olduğunu fark edeceğimiz anlar, anılar? Ne olacak onlara? Yaşanmamış hatıralar çöplüğünde yerlerini alacaklar mı? Bunu bilemeyiz. Mümkün değil. Fakat bir kısmını koparabiliriz. Nasıl mı? Bazen yavaşlayarak. Hayatın ritmini düşürerek. Kalbinizin atışından hızlı olmasın adımlarınız. Bazen durup bakmak, etrafımızda o sırada neler olduğunu seyretmek, merak etmek eminim bize yeni keşifler kazandıracak. Nedir bu keşifler diye soracak olursanız size cevap veremem. Herkes farklı seyreder, herkes farklı görür. Ama şundan eminim ki, arada hayatınızın ritmini yavaşlatınca, durup bekleyince görecekleriniz size bazen çok şey kazandıracak olsa da çoğu zaman hiçbir şey katmayacak. O katmadığı zamanlarda kazandığınız şey ise durup dinlenmek olacak. Derin bir nefes, bir adım, gökyüzüne bakmak, bir nefes daha, sonra yine bir adım. Kalbiniz sizinle atıyor, adımlarınızla bir.


Erdal Kaplanseren

Erdal Kaplanseren

Bu blog'da, ben Erdal Kaplanseren'in hayatına konuk olacaksınız. Belki de okurken ben sizin hayatınıza misafir olacağım, bunu henüz bilmiyoruz. Bunun için yapmanız gereken, ana sayfada akan ve kategoriler içindeki yazıları açarak hayata, insanlara, mekanlara, ilişkilere, izlediklerime, dinlediklerime, okuduklarıma dair düşüncelerime dalmak. Hepsi bu kadar. Hakkımda sayfasını ziyaret ederek benimle ilgili daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz. İyi eğlenceler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir