Sabah Treni

ŞEHİR

Yolculuğa sabah çıkmayı, şehir uyanmadan yollara düşmeyi, günün ilk ışıklarında uçağın, trenin, otobüsün, vapurun kalkış saatini beklemeyi seviyorum. Ayılmak için herhangi bir kafeden veya büfeden, seçici olma lüksüne girmeden alınmış kahvenin tadı her zamankinden farklı gelecektir. Çoğunlukla sabahın kör ayazında kendimi yollara attığım için, o saatte garların, havaalanlarının ve iskelelerin farkını görebiliyorum. Hiç yapmadıysanız tavsiye ediyorum. Görünce anlayacaksınız, nasıl her şehir günün farklı zamanlarında bambaşka görünüyorsa, yolcu mekanları da farklı elbiseler giyiniyor. Haydarpaşa’da günün ilk saatlerinde insanlar trene hızlı adımlarla ilerliyor. Bir an önce koltuklarına oturma isteklerinin sebebi trenin kalkmak üzere olması değil; sabah ayazının keskin soğuğundan kurtulmak.

Ocak 2012 – İstanbul/Türkiye


Erdal Kaplanseren

Erdal Kaplanseren

Bu blog'da, ben Erdal Kaplanseren'in hayatına konuk olacaksınız. Belki de okurken ben sizin hayatınıza misafir olacağım, bunu henüz bilmiyoruz. Bunun için yapmanız gereken, ana sayfada akan ve kategoriler içindeki yazıları açarak hayata, insanlara, mekanlara, ilişkilere, izlediklerime, dinlediklerime, okuduklarıma dair düşüncelerime dalmak. Hepsi bu kadar. Hakkımda sayfasını ziyaret ederek benimle ilgili daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz. İyi eğlenceler.


Comments

  1. Sabah bir başkadir Haydarpaşa da ama akşama da haksizlik yapmamak gerek. Akşamin karanliği, ayrilma vaktinin habercisidir. Kokusundan anlarsiniz ayrilik vaktinin geldiğini Haydarpaşa’da derin derin nefes alirsiniz erkek adam ağlamaz dersiniz, sevdiğiniz görmesin istersiniz. Çabalar boşadir koltuğunuza oturduğunuz da bir iki damla gözyaşi dökülür tutamazsiniz. İşte o zaman anlirsiniz, İstanbul her zaman mitoloji de ki ağlayan kadin değildir. Ağlatandir da ayni zaman da..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir