Sonbahardan Çizgiler

HATIRA

Mevsim geçişlerinin giderek azaldığından, sonbahar ve ilkbaharı giderek görememekten dem vuruyor pek çok insan. Nasıl olduğunu anlamadan birden kışa girmek, uzun bir kıştan sonra havaların bir anda ısınması şikayet konularının başında yer alıyor. Küresel iklim değişikliğinin yansımaları olduğu aşikar. Fakat bu yakınmalarla ilgili benim aklıma gelen bir ihtimal daha var. İnsanların şehir hayatının koşturmacası içinde, yüksek binalar ve beton duvarlar arasında doğadan uzaklaşması… Ağaç görmeden, yaprakların dökülme ve dalların çiçeklenme zamanlarını bilemeyiz. Şehrin içinde de esasında mevsimlerin geçişini yaşayabileceğimiz ortamlar var. Fakat daha önce de birkaç fotoğraf hikâyesinde değindiğim gibi, buralara kalkıp gitmediğimiz için tabiat ananın şevkatinden uzağız.

Münih’ten dün gece döndüm. Kış iyiden iyiye kendini hissettirmeye başlamış. Dışarıda buz gibi bir rüzgar, ara ara damlalarını gönderen yağmur ve gri bir gökyüzü var. Sonbahar kaçmış bir köşeye, bir parkın duvarlarının içinde gizleniyor. O kapıdan girdim, sonbaharın son kalp atışlarını duyumsadım. Eh, bir sonbahar çocuğuyum, olacak o kadar.

Kasım 2011 – Münih/Almanya


Erdal Kaplanseren

Erdal Kaplanseren

Bu blog'da, ben Erdal Kaplanseren'in hayatına konuk olacaksınız. Belki de okurken ben sizin hayatınıza misafir olacağım, bunu henüz bilmiyoruz. Bunun için yapmanız gereken, ana sayfada akan ve kategoriler içindeki yazıları açarak hayata, insanlara, mekanlara, ilişkilere, izlediklerime, dinlediklerime, okuduklarıma dair düşüncelerime dalmak. Hepsi bu kadar. Hakkımda sayfasını ziyaret ederek benimle ilgili daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz. İyi eğlenceler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir